Yala Ama Yutma!
Yala Ama Yutma! Ekibinin Açıklaması:
Metni, Özen Yula’ya ait olan ve Biriken tarafından sahneye koyulan Ayça Damgacı, Nebil Sayın, Cem Yanılmaz, Can Anar ve Ovez Muradov ‘un oynadığı ‘Yala Ama Yutma!’ oyunu bir gazete tarafından gerçeğe uygun olmayan şekilde habere konu edilmiştir. Oyunla ilgili yapılan haberde maddi hataların yanı sıra pek çok kışkırtıcı bilgi bulunmaktadır. Oyun herhangi bir dine saldırı ya da aşağılama unsuru içermemektedir. Oyunla ilgili provakasyonlar konusunda herkesin sağduyulu davranmasını rica ediyoruz.
Oyunun Konusu:
Yala Ama Yutma! (Küçük Fantezi) çağdaş tiyatronun Türkiye’deki en önemli yazarlarından, oyunlarıyla birçok ödül kazanmış Özen Yula’nın yeni bir oyunu. İtiraz Oyunları aslında “kabullenmenin, susmanın erdem sayıldığı topraklarda tam da buraya ait demir leblebi, ağır lokma, çetin ceviz ve susmayı kabullenmeyen oyunlar”.
Kurala göre yüzyılda bir “sınanma”dan geçmek için yeryüzüne gönderilen bir melek, yirmi dört saat içinde en azından bir insanı “iyilik adına” yola getirmelidir. Başarırsa yeniden yüz yıllığına melek olarak devam edecektir; eğer başarısız olursa dünyada insan olarak kalacak ve eceliyle ölecektir. İşte bu sınanmaya tâbi tutulan oyunun başkahramanı Melek, kendini Türkiye’de bir porno film setinde, oyuncu Leyla’nın bedeninde buluverir…
VAKİT GAZETESİNE TİYATRO ELEŞTİRMENLERİNDEN TEPKİ
Özen Yula tarafından kaleme alınan ve 15 Şubat’ta seyirci önüne çıkacak olan “Yala Ama Yutma!” oyununu hedef alan Vakit gazetesine Uluslararası Eleştirmenleri Birliği (AITC) Türkiye Merkezi’nden tepki geldi.
AITC Türkiye Merkezi tarafından yapılan yazlı açıklama şöyle:
Daha önce çeşitli kişi ve kurumları okurlarına hedef göstererek provokasyona teşvik eden Vakit gazetesinin, bu kere de Beyoğlu’ndaki Kumbaracı 50 tiyatrosunda sahnelenecek olan Özen Yula’nın oyunu “Yala ama Yutma”yı amacına uygun olarak odak noktası olarak seçmesi ve taraftarlarına göstermesi, Birliğimiz mensuplarınca kınanmış ve geleceğe dönük kuşkularla karşılanmıştır.
Bir eseri daha sahnelenmeden, hatta metnini bile bilmeden “ahlaksız” olarak nitelendirmek ve “din elden gidiyor” çığlıkları atmak, Vakit gazetesinin tutumuna yakışmakta; ancak bu tutum insani faziletin ve savundukları ahlak anlayışının çok dışında kalmaktadır. Hiç kuşku yok ki, bu düşünce son derece karanlıktır ve yarınlarımızın provası niteliğini taşımaktadır. Bu kışkırtıcı, olumsuza yol gösterici yayını bir kısım medyamızın da sessiz sedasız izlemesi ise başlı başına bir olaydır.
Bir sahne eserinin sahnelenmeden ve metni yayımlanmadan yani izlenmeden ve okunmadan dinsel kuralları aşağılamakla suçlanması, geçtiğimiz temmuz ayında Topkapı Sarayı’ndaki İdil Biret konseri öncesi “mini etekli kızların servis ettiği şarapları içecekler” tevatürünü yayarak konserin provoke edilmesiyle eşdeğerdir. Dolayısıyla sanat dünyamız gene karanlık, dar ve tehlikeli bir yola sokulmak istenmektedir.
Hukukçularımızı, siyasetçilerimizi, sanatçılarımızı göreve çağırıyoruz.

