katiller komitasi

Vergiler ve Laiklik

Ali

Türkiye cumhuriyeti’nde 2009 yılında ateistinden Sünnisine, Alevisinden Yezidisine farklı inanca sahip 70 küsur milyon insandan toplanan vergilerle hazırlanan bütçenin 2.4 milyar YTL’lık bir kısmı Hanefi Sünni Müslüman inanç sahiplerine hizmet veren Diyanet İşleri’ne ayrılmıştır. Bu, hem anayasanın laiklik ilkesiyle çelişen, hem de ekonomik açıdan adaletsiz bir uygulamadır. Anayasa’nin laiklik ilkesiyle çelişir, çünkü belli bir inanca koskoca bir sistemi adarken diğerlerini yok sayar. Ekonomik açıdan adaletsizdir, çünkü vatandaşlara doğrudan veya dolaylı yoldan fayda sağlamayan, temelinde fırsat eşitliğine dayanmayan bir hizmet için para alınmaktadır.

Bir devletin vatandaşından vergi almasının sebebi, kamu hizmetlerinin sağlanmasıdır. Kamu hizmetlerinin kapsamı ülkeden ülkeye değişse de en çıplak hali büyüklüğünden veya -eşitlik ilkesinden kaynaklanan- düşük kar potansiyelinden dolayı başka aktörlerin sağlayamadığı mallar ve hizmetlerdir. Bu hizmetlerin özel aktörler tarafindan sağlanamamasının bir başka sebebi de fırsat eşitliğinin ve adaletin sağlanmasıdır. Örneğin, eğer mahkemeler özel sektör tarafından işletiliyor olsaydı parası olmayan insanların yargı kurumundan yararlanma fırsatı olmazdı. Halbuki adil ve zamanında yargı, herkesin hakkıdır.

Diyanet işlerinin sağladığı hizmetler ise fırsat eşitliği ve adalet sağlama misyonu olmayan, üstüne üstelik toplumun sadece belli bir kesiminin yararlandığı hizmetlerdir. Çok basit bir karşılaştırma için, bir Edirneli’den Hakkari’de yapılacak bir okul için vergi alınmasıyla yine Hakkari’de yapılacak bir cami için vergi alınması aynı şey değildir. Birincisi, okulda eğitim görecek çocuklar gelecekte ülke ekonomisine ve dolaylı olarak Edirneli’ye de fayda getirecekken, camide ibadet edeceklerin aldıkları hizmetin gerek dolayli gerek doğrudan olarak kendileri dışında kimseye bir yararı olmayacaktır.

İkincisi ve daha önemlisi, eğitim bir haktır, ve eğitimde fırsat eşitliği sağlamak bir devletin vatandaşlarına karşı ödevidir. İnanç ise bir özgürlüktür ve bireysel bir meseledir. Bir devletin, bütün vatandaşlarına inanç özgürlüğü sunmaktan öte, inançlı inançsız bütün vatandaşlara ibadethane sağlamak gibi bir yükümlülüğü yoktur. Eğer devletin sorumluluk kapsamını genişletirsek de bu yükümlülüğün her türlü inancı kapsaması ve bu hizmetlerden yararlanmayacak insanlardan para alınmaması gerekir. Biliyoruz ki Türkiye’de durum böyle olmaktan uzaktır.

Almanya’da Kilise Vergisi olarak çevirebileceğimiz bir uygulama vardır. Buna göre, bir semtte oturan kişiler vergilerini Katolik Kilisesine mi, yoksa Protestan Kilisesine mı vereceklerini seçebilir, ve isterlerse hiçbirine vergi vermeyebilirler. Daha sonra buradan toplanan vergilere göre bu semtlerdeki ibadethanelerin bakım ve ihtiyaçları giderilir. Almanya’da ibadethane masraflarının yüzde 70′lık bir kısmı bu yolla karşılanmaktadır.

Vergi kaçırmanın yaygın olduğu ülkemizde böyle bir uygulamanın asla tutmayacağı düşünülebilir, ama eğer bu vergiler yerel seviyede toplanır ve aynı bölgedeki ibadethanelere dağıtılırsa kişiler verdikleri paranın kendi ibadethanelerine gideceğini bildiklerinden bu uygulamayı ciddiye alacaklardır. Sonuçta kimse ibadet koşullarının kötüleşmesini veya ibadethanesinin kapanmasını istemeyecektir. Tabii burada vergi verenlerin vergilerinin hangi ibadethanelere gideceğini seçebilmesi gerekmekte, bunun içinde ülkemizde devlet tarafından tanınmadan faliyet gösteren cemevi gibi ibadethanelerin tanınması gerekmektedir. Ayrıca inançsiz veya ibadethaneye gitmeyen vatandaşların da bu vergiyi ödememe hakkı olmalıdır.

Burada anlattıklarım kimilerine göre ütopik, kimilerine göre ise kabul edilemez olabilir. Doğaldır, toplum olarak beynimizin hoşgörü ve mantıkla ilgili bölümleri uzun zamandir çalışmayıp görevini korku ve bencillikle ilgilenen bölümlere devretmiş durumda. Fakat mantıklı düşünülürse demokratik ve adaletli bir yönetimden beklenen şey yukarıdaki gibidir. Laiklik, ancak devletin bütün inançlara ve inançsızlığa eşit mesafede ve saygılı olduğu bir ülkede sağlanabilir. Bu da toplumun bütün kesimlerinin inançlarına göre ayrım görmeden dini hizmet alabilmesi sayesinde olur.

Bir Yorum Var “Vergiler ve Laiklik”

  1. Atilla Doğan

    Ali merhaba,

    Hassas bir konu ve yılarca bu ülkede maalesef tartışılmadı. Son yıllarda pandoranın kutusu açıldı. Alevi-Bektaşilerinde sorunları gündeme geldi. Senin getirdiğin öneriler tartışmaya açık talepler. Milyonlarca Alevi-Bektaşi vatandaş için benim gibi sunni kökenden gelen bir insanın birşeyler söylemesi doğru olmaz.Sadece desteğimi iletmek isterim. Alevi-Bektaşi inancı 8 Kasım mitingin de olsun, örgütlenmeleriyle ya da talepleri ile olsun bu toprakların bir öznesi olduklarını kanıtlamışlardır. Umarım tüm haklarını sonuna kadar kullanırlar.

    Sevgilerimle..

    #1680

Yorumlar

Arsiv

...  Add to Technorati Favorites  Google a Ekle