Turk resminin onculeri

Türk Metal Sendikası Ne Yapar ?…

Gündemdeki gelişmeler üzerine 24 kasım 2008 de yayınladığımız Yazarımız Atila Doğan tarafından kaleme alınan yazıyı bir kez daha yayınlama gereği duyuyoruz.

Türkiye tekelci burjuvazisi 1990’ların ikinci yarısından beri kendi içinde derin bir çatlak yaşamaktadır. Bu çatlak AKP iktidarı ile politik bir savaşa dönüşmüştür. Burjuvazinin bu politik iç savaşı, özü itibariyle;

Batıcı-laik ve İslami kamplar arasında süren bir sınıf savaşıdır. Burjuvazinin her iki kampı da yürütülen bu savaşı gizlemek ve kitleleri yanına çekebilmek için; kendisini ulusalcı (Ergenekon, CHP ve Ulusalcı Sol) ve liberal (AB’ciler, “Küreselleşme”ciler, AKP, Sol liberaller) söylemler ve örgütlenmeler biçiminde topluma lanse etmektedir. İşte bu biçimsel durum işçi sınıfında, Aleviler ve Kürtlerde büyük bir bölünme ve yalpalanmaya neden olmaktadır.

Bu durum bütün toplumsal kesimlerde olduğu gibi; Türk Metal Sendikası içinde de yaşanmaktadır. Dünya ekonomik krizinin Türkiye’yi etkilemekte olduğu bir dönemde, sanayinin en stratejik sektörlerinde sınıf mücadelesinin ısınmaya başladığı bu süreçte, logosunun içinde kurt resimi bulunan Türk Metal Sendikası tam anlamıyla kapalı bir kutudur. Bu kapalı kutuyu önce Türk Metal’in tarihçesini vererek, devamında ise Mustafa Özbek hakkındaki iddialara değinerek tartışmaya açmak istiyoruz.

Türk Metal Sendikası’nın kuruluşu:

Türk Metal Sendikası, 10 Temmuz 1963 tarihinde Türkiye Metal İş Federasyonu adıyla kurulmuştur. Ancak Türkiye’de Milli Tip Sendikacılık yapısal anlamda Türk sendikacılığına damgasını vurduktan sonra, 16–17 Kasım 1973 tarihinde yapılan 6. Genel Kurulu sırasında Türkiye Metal İş Federasyonunun tüzel kişiliğine son verilmiş ve adı Türk Metal Sendikası olarak sendikal literatüre geçmiştir.

Üye sayısını bugün 320 bine çıkarmıştır. Türk Metal, otomotiv, beyaz eşya, elektronik, demir çelik ve yan sanayide birçok önemli işyerinde yetkili sendika olarak faaliyetini sürdürmektedir.

2000 Yılı başından bu yana işkolundaki partneri olan Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) ile ilk defa Ortak Eğitim Projesi adıyla dev bir eğitim hamlesini başlatan Türk Metal, bu proje kapsamında 45 bin isçiyi sendikal ilişkiler, ulusal dış politika ve Atatürkçülük, Uzlaşma Teknikleri, Küresel Gelişmeler, Türkiye ve Avrasya Gerçeği, İnsan İlişkileri ve İletişim, İş Hukuku ve Toplam Kalite Yönetimi Konularında eğitimden geçirilmiş ve bu eğitimler aralıksız devam etmektedir.

2008 yılında 45. yılını dolduran Türk Metal, Cumhuriyet Gazetesi ortaklığı ve 33 yıldır değişmeyen başkanı ile Türkiye’nin en çok tartışılan örgütlerinin başında geliyor.

Türk Metal Sendikası’nın şubeleri:

Türk Metal’in Çerkezköy, İstanbul, İstanbul 1 Nolu, İstanbul Anadolu Yakası, Gebze Dilovası, Gebze 1 nolu, Gölcük, Bursa Nilüfer, Bursa 2 no’lu, Bursa 3 nolu, Bolu, Sakarya, Eskişehir, Bozüyük, Manisa, İzmir, İskenderun, İşdemir, Aksaray, Ankara 1 nolu, Kayseri, Biga, Kocaeli, Karadeniz Ereğli isimleri altında 24 şubesi vardır.

Mehmet Ali Özaltın’ın iddiaları:

Sendikadan Özbek’in oğlunun yönetim kurulu başkanı olduğu ART (Avrasaya) Televizyonu’na para aktarılmasına karşı çıkan Manisa Şube Başkanı Mehmet Ali Özaltın başta olmak üzere bazı şubeler, tehdit ve istifa baskısı yüzünden suç duyurusuna hazırlanıyor.
Aynı zamanda Türk İş il temsilcisi de olan Özaltın, Ergenekon ile Türk Metal arasındaki bağlantıya ilişkin de çarpıcı iddialarda bulunuyor.

Bu konudaki belgeleri Savcı Zekeriya Öz’e ulaştıracağını açıklayan Özaltın, “Özbek’in Ergenekon’a aktardığı paralarla ilgili olarak ciddi belgeler vereceğiz. Örneğin Bursa’da yapılan mitingde organizatör Hurşit Tolon paşaydı. İşyerlerinden arabalar kaldırdık. Bizim işçilerimiz katıldı. İşçiler tehditle, baskıyla gitti. Şu anda da benim işyeri temsilcilerim tehdit ediliyor.” ifadelerini kullanıyor.
Özaltın, yolsuzluk çarkına ilişkin şu örneği veriyor: “Sendikanın mal varlığını, otellerini örneğin 10 bin YTL ile kiraya veriyorlar. Daha sonra aynı yere 400–500 bin YTL ‘eğitim semineri’ gideri olarak fatura karşılığı para aktarılıyor. Parayı paylaşıyorlar.”

Dört genel merkez yöneticisinin Manisa’ya gelerek istifasını istediğini anlatan Özaltın, “İstifamızın istenmesinin asıl nedeni, ART’ye para aktarılmasına göz yummak istemememiz. Sendikamızda ART’ye reklam almadan toplu sözleşme bitiremezsiniz. Ben de içime sindiremiyorum artık bu şekilde işçiyi satmayı. Televizyon nasıl kuruldu, nasıl paralar aktarıldı? Bununla ilgili suç duyurusunda bulunacağım.” dedi.

15 yıldır şube başkanlığı yaptığını aktaran Özaltın, kendisine İzmir ve Bursa’nın yanı sıra genel merkezden de destek verenlerin olduğunu belirtiyor. İsmini açıklamadığı bir genel merkez yöneticisinin de suç duyurusuna hazırlandığını ifade ediyor. Seçimle geldiğini ve görevinin başında olduğunu belirten Özaltın, “Ancak gelip şubeye oturdular. Yönetimdeki arkadaşları baskı ile istifa ettirmeye çalışıyorlar. Direnen var, direnemeyen var. Ama biz 5 kişi direniyoruz. 5 kişi kaldığı sürece de şubeyi feshedemiyorlar” diyor.

Yaşananların sıradan bir yolsuzluk olayı olmadığını söyleyen Özaltın, “Bu, trilyonların havada uçuştuğu bir olay. Belki 15–20 yılın en büyük skandalı. Mesela sendikamıza ait bir binayı, kendi taşeron firmasının patronuna satış gösteriyor. Oradan da şu anda oğlunun yönetim kurulu başkanlığı yaptığı ART’ye satılıyor. Satış bedeli olarak da komik bir meblağ gösteriliyor. Böylece sendikanın malı, ART’ye peşkeş çekiliyor. Ayrıca ART kurulurken sendikadan ciddi paralar aktarılmış.” diyor.

Özaltın, Emin Çölaşan ile Mustafa Balbay’a da sendikadan para verildiğini iddia ediyor. ART’de Türk Kahvesi isimli programı yapan Turgay Yıldız ve Bahadır Tokmak‘ın uzun süre sendikanın kadrosunda gösterildiğini belirten Özaltın, ulusalcıların kurduğu “Türkiyem” grubunun tamamen Türk Metal tarafından finanse edildiğine dikkat çekiyor.

Başkanı Mustafa Özbek’in Savunması:

Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Mustafa Özbek, son dönemde hükümete yakın bazı basın kuruluşlarının kendisini ve sendikasını hedef aldığını belirterek, “Tehditle, şantajla bizi yolumuzdan döndüremezler. Benim konuşmamı kimse engelleyemez, mezardan kalkar yine konuşurum” dedi.

Bazı basın kuruluşlarını tetikçilik yapmakla suçladı. Özbek, belli bir grup tarafından bir süredir hem kendisinin hem de Türk Metal-Sen’in sürekli hedef gösterildiğini söyledi.
Kendisine ‘Ergenekoncu, faşist’ gibi yakıştırmalar yapıldığını ifade eden Özbek, villasının bulunduğu, Kıbrıs’ta evinin olduğu yönünde iddiaların ortaya atıldığını kaydetti. Özbek, “Kabahatimiz neymiş, eleştiriyormuşuz. Tabii ki eleştireceğiz” diye konuştu. Hükümet yanlısı medyanın basın ahlakını bir tarafa bırakıp tetikçi gibi hareket ederek kendilerini arkadan vurmaya çalıştığını öne süren Özbek, “Bu sendika 14 bin kişiyle kuruldu. Bugün 300 bini aşkın üyesiyle Türkiye’nin en zengin sendikası. Bu mu hatamız? Ben işçiyi satmışsam beni eleştirin. Türkiye’nin en güzel toplu sözleşmelerini biz yaptık” şeklinde konuştu.

Özbek, devlet, millet, demokrasi, Cumhuriyet gibi değerlere bağlılıktan asla taviz vermeyeceklerini ifade etti. Özbek, “Atatürk’ün kurduğu laik Cumhuriyet’i ölümümüz pahasına savunacağız” dedi.

Sendikanın ambleminin bozkurt olmasına yönelik eleştirilere işaret eden Özbek, Türk Metal-Sen’in 1963 yılındaki ambleminin de bozkurt olduğunu, bu amblemi sendikanın ilk Genel Başkanı Kaya Özdemir’in seçtiğini hatırlattı. Bozkurt’un, Türklüğün sembolü olduğunu ifade eden Özbek şöyle konuştu: “Hiçbir sirkte ehlileştirilmiş bozkurt gördünüz mü? Türk milletinin bozkurtu sembol yapmasında esas olay budur. 13 bin yıllık tarihinde hiçbir kuvvet Türkleri ehlileştirememiştir. Siz mi bizi Araplaştıracaksınız? Hadi oradan! Ne amblemimizden, ne görüşlerimizden vazgeçeriz. Biz ülkede birlik, bütünlük istiyoruz. Ayrımcılık istemiyoruz. Bizi tehditle, şantajla, bir takım tetikçilerle yolumuzdan döndüremezsiniz.”

150 bin işçinin toplu iş sözleşmesinin gündemde olduğu bir dönemde Türk Metal Sendikası’nın hedef alınmasını anlayamadığını dile getiren Özbek, bir taraftan ekonomik kriz pompalanırken bir taraftan patronların bağırdığını, bir taraftan da işten çıkarmalar olduğunu belirtti.

Aldıkları bir duyuma göre Kasım ayında 10 bine yakın işçinin işten çıkarılacağını ifade eden Özbek, “Kim ekonomik krizi pompalarsa pompalasın işçi haklarından santim taviz vermeyeceğiz” dedi.

Türk Metal Sendikası’nın milliyetçi, muhafazakâr, Atatürk ilkelerini benimseyen, İslam’ın değerlerine sahip çıkan çağdaş bir sendika olduğunu söyleyen Özbek, sendikalar olmazsa demokrasinin de olmayacağını vurguladı. Türk Metal Sendikası Manisa Şubesi’nde 30 yönetim kurulu üyesinden 26’sının istifa ettiğini, bunun üzerine Manisa’ya denetim için Ankara’dan ekip gönderdiklerini anlatan Özbek, denetim sonucunda Manisa Şubesi’nde birçok usulsüzlüğün ortaya çıktığını kaydetti.
Bunun üzerine Manisa Şubesi’nin feshedildiğini dile getiren Özbek, görevden alınan Şube Başkanı Mehmet Ali Özaltın’ın daha sonra AKP tarafından kullanıldığını öne sürdü. AKP’nin bu kişiyi aleyhine konuşturduğunu ileri süren Özbek,

“Ben aynı zamanda özel sektör sendikacısıyım. Bir işveren çıkıp da ‘Özbek şunu yaptı’ desin, derhal bırakırım ve intihar ederim. Biz o kadar ucuz değiliz. Bir mazimiz var. Ben aşiretim. Hiçbir yere satılmamaya, yaptığımız işte hiç kimseyi satmamaya yeminli geldik. Bir kişi çıksın desin ki ‘şu sözleşmede şunu yaptın’. İşçinin 1 kuruşunu o masada bıraktıysam Allah benden hesabını sorsun” şeklinde konuştu.

Eski Manisa Şube Başkanı’nın şimdi tetikçi olarak kullanıldığını iddia eden Özbek, Özaltın’ın ‘bize Bursa’da Ergenekon mitingi yaptırdı” şeklindeki açıklamasının tamamen iftira olduğunu savundu.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin acımasızca eleştirildiğini belirten Özbek, laik, demokratik Cumhuriyet’i savunan TSK’nin, diğer kurumlar gibi yıpratılmak ve uysallaştırılmak istendiğini öne sürdü. Her kurumun ufak tefek hataları olabileceğini dile getiren Özbek, TSK’nin yıpratılarak Türkiye’nin Yugoslavya gibi 5–6 parçaya bölünmek istendiği iddiasını ortaya attı.

Özbek, “O TSK bir gün bize lazım olacak. Çevremiz düşmanlarla dolu” dedi. Ülke sorunlarını inandıkları biçimde dile getirdiklerini anlatan Özbek, kendilerini kimsenin bu yoldan şantaj ve tehditle çeviremeyeceğini belirtti. Mal varlığı konusundaki iddialara da cevap veren Özbek, her kongre döneminde mal varlığını verdiğini ifade etti.

Özbek, “İddia edilen tüm mallar benim olsa Karun gibi zengin olurum. Cumhuriyet Gazetesi’nin yüzde 40′ı Özbek’in diyorlar. Haysiyetliysen ispat et. Evim var tabi, 37 yıllık maaşımı torbaya koyup yakayım mı?” dedi.

İşçi örgütlerinin bürokratlaşma tehlikesine karşı ne yapmak gerekir?

Bu iddialar önemlidir ve mutlaka araştırılması ve açığa çıkartılması gerekir. Zaten ekonomik kriz içinde işsizliğe ve açlığa terk edilecek olan işçileri ve emekçileri büyük yıkım ve felaketler beklemektedir. Böylesi bir dönemde işçilerin öz örgütlenmelerinden birisinin, sistemle işbirliğine girmiş sendika bürokrasi eliyle felce uğratılması kabul edilir bir durum değildir. İşçi sınıfı patronlara karşı mücadele verirken kendi iradesini ve parasını gasp eden bu “ur”dan da kurtulmayı bilmelidir.

Bunun için şu önlemeler alınmalıdır:

1- İşçi adaylarının seçimle iş başına gelmesi ve yine seçimle iş başından gitmesi gerekir.
2- İki dönem yöneticilik yapan bir işçi bir daha aday olmamalıdır.
3- Bir sendika yöneticisinin ücreti en yüksek işçi ücretini aşmamalıdır.
4- Toplu sözleşme görüşmeleri işçiler tarafından denetlenmelidir.
5- Sendika yöneticilerinin bütün harcamaları kontrol edilmelidir.

24 Kasım 2008

Yorumlar

Arsiv

...  Add to Technorati Favorites  Google a Ekle