Izmirli Oykuler

sıradan faşizmin sıradışı halleri

‘Sıradan faşizm’ meselesini 90′lardan sonra tartışmaya başladığımız söylenebilir.

“Kürt sorunu”na bağlı olarak çözümsüzlük halinde süregiden devletin iktidar mantığı, sadece paramiliter güçlerin örgütlenmesi ve işletilmesiyle sınırlı olmayan bir toplumsal genişleme de gösterir bu yıllarda.”İnkar ve imha”dan başka bir alternatifi olmayan mantık, resmi söylemin belirlediği bir düşman skalası karşısında toplumsallaştırıldıkça sıradanlaştırılır.

Sonunda ortaya çıkan şey, faşist hareketin kendini devletle özdeşletiren devleti sahiplenme ve koruma refleksinin, doğrudan hareketin örgütlü insanlarıyla sınırlı olmayan bir genellik kazanması, bir anlamda egemen zihniyetin refleskif bir karaktere bürünerek, toplumsal kesimlerde temellenmeye başlaması olacaktır. Genelkurmayın bir çok açıklamasında işaret ettiği “toplumsal refleks”e duyulan güvenin temelinde de bu gerçeklik olsa gerektir.

Yine de bu olgu, genel bir siyasal analizin kapsamına girmez henüz, Tanıl Bora gibi faşizmin kılık değiştirmelerini yakından takip edenlerin araştırma alanlarında dikkat çekici bir konu olarak kalır.  Konunun ciddiyeti anlaşılmaz bir bakıma. Daha çok 2000′lerden sonra yaygın bir siyasal analiz konusu haline gelir “sıradan faşizm” değerlendirmeleri. Hrant Dink’in katledilişi gibi olaylarda bu kavram ekseninde kimi değerlendirmeler görürüz medyanın eleştirel düşünce kalemlerinde.

Hasan Bülent Kahraman’ın “Sıradanlık, faşizm ve kültür” yazısı, Vahap Coşkun’un “Katıksız faşizm” yazısı, Ahmet Cıvaoğlu’nun “Her dönemde yakın tehlike:Faşizm” yazısı, konuyu değerlendirmek açısından bakılabilinir olan üç yazı örneği. Pek çok değişik örneği de bulunabilir yine. Özellikle beliren linç girişimlerinin kültürel ve ideolojik yapısını anlamak bir zorunluluk olarak görünüyor.

Şimdi benim bu “sıradan faşizm” bahsini açmama sebep olan şeyse, bir kaç gün evvel İzmir’de, geçen günde Canakkale’de meydana gelen linç girişimilerini, tam da bu olgunun tezahüreleri olarak işaret etmektir. Her iki olayda da doğrudan kürtleri hedefleyen bir tür linç girişimi ortaya çıktı; geçtiğimiz aylarda gündeme gelen ve adına “barış” denilen sürece adeta reaksiyoner bir tepki olarak da alınabilecek olaylar. Çanakkale’deki olayda özellikle 2500 cıvarında insanın “kürtler dışarı” diye haykırması “linç kültürü”nün ideolojik girdilerinin düşünülmesini, siyasal eleştirinin bu noktayı gözden kaçırmadan derinleştirilmesini şart koşuyor.

Mesele elbette oraya buraya “faşizm” etiketi yapıştırmak değil. Bu olaylar olurken, “faşist izmir” diyenlerle, “hayır izmir’in tamamına faşist diyemezsiniz” diyenler arasındaki sorun, olsa olsa bir zihin çarpıklığının ürünüdür. “Sıradan faşizm”,  tanımı gereği heryerde ortaya çıkabilir, bir çok kılıkta belirebilir, çok “demokratik”, çok “renkli”, çok “çağdaş” ortamlarda da sessiz sedasız boy verebilir.

Tanıl Bora’nın “Faşizmin Halleri”nde belirttiği tanımla; “sıradan faşizm, faşizmin ideolojik saiklerinin ve faşist hareket unsurlarının (devlete/otoriteye tapınma, şiddeti bir mücadele aracı olarak kullanma, biyolojik belirlenimciliğe dayanan organik bir ulus anlayışı, ırkçılık ve aşırı milliyetçilik, lider kültü, totaliterizm, vs…), doktriner bir çerçeveye oturtulmaksızın gündelik ideoloji içerisinde anlık ve sürekli olarak tezahür edişini, politik bir hedefe bağlanmaksızın, örgütsel bir yönlendirme olmaksızın kendiliğinden eylemlerde dışavurumunu anlatır“.(bkz. ekşi sözlük) Şimdi buradan olarak düşünecek ve konuşacak olursak, İzmir’de ve Çanakkale’de olanlar ne diyor, neyi gösteriyor bize?

Bence bunlar düpedüz,” sıradan faşizm”in sıradışı halleridir!

Eleştirel Günlük’ün öfke ve çaresizlikle “muhammed isa aşkına” çığlığına kulak vermek kaçınılmaz.  Son dört yılda otuzdokuz linç girişimi bir şeyler söylüyor olsa gerektir. Olaylar sıklaşmakta, her  yeni olayda daha vahim sahneler ortaya çıkmaktadır açık ki. En korkuncu ise, bütün bu linç girişimlerinin ve reaksiyonların, “türk”ün ya da “cumhuriyetin değerlerine sahip çıkanlar”ın rencide olmalarıyla, incinmeleriyle temelendirilmeye, açıklanmaya çalışılmasıdır. Bunun “sıradan faşizmi” sıradanlaştırmak için gerekçe üretmekten başka bir anlamı yoktur.

Tags: , , , ,

21 Yorum Var “sıradan faşizmin sıradışı halleri”

  1. Çanakkaledeki olay hakkında pek bilgim yok açıkçası İzmir’dekinin de şu veya bu biçimde savunulacak bir yanı yok. Ama faşist veya sıradan faşist yaftasından önce İzmir’de bir haftalık bir turistik seyahat öneririm. Önce geleneksel Kürt kıyafetleriyle ve tamamen kürtçe konuşarak her semti gezinin, ardından bir kara peçe takınıp bir tur daha atın, Ermeni veya Yahudi veya aklınıza gelebilecek her kılığa girin ve İzmir’in her semtini gezinin. Hem de hiç korkmadan… Linç edilir miyim diye düşünmeyin.

    Sonra daha başka kentlerde deneyiniz aynısını… İstanbul Fatih e mini etekle giriniz, Konya da Ramazanda elinizde bir şişe bira dolanınız mesela, veya Diyarbakır’a gidiniz…

    Sonra İzmir’de faşizm mi var sıradan faşizm mi var tekrar düşününüz…
    Ahmet Nesin’in deyimiyle Sorosyalistler, Şeyhler, Müritler, Ağalar, vs İzmir’i sevmez, kimisi gavur kenti görüyor, kimisi fethedemediği kale… İzmir’de bir 6/7 Eylül olayları yaşanmadı, İzmir’de Aleviler yakılmadı, İzmirde namus cinayeti adı altında kadınlar baskı altına alınmıyor, aşiretti derebeyiydi şeyhti şıhtı İzmirde prim yapamaz.

    İstanbul’dan gelen tiyatrolara sanatçılara sorunuz İzmir seyircisini… İmza günlerine gelen yazarlara… İzmir belediyesi en ücra köyüne tiyatro götürüyor bugünlerde… O dangalağın faşist İzmir tabiriyle yaranmaya çalıştığı lideri ve şeyhinin buradaki uzantıları bile ”Yuh artık bu kadarına” diyor. İzmir’e faşist diyen Ahmet Türk bile tatilini İzmir’de geçiriyor.

    Son olarak buraya ”Faşist İzmirden bayram mesajları” başlıklı yazıma gelen bir okur yorumunu alıntılayacağım;

    ”islam fasizmi veya kürt fasizmi yaparken demokratsin,Cumhuriyet degerlerini savunurken fasistsin…Madem o kadar zoruna gidiyor, sat o zaman yazligini Ahmet efendi.Ama sen de cok iyi biliyorsun ki hangi ayda olursa olsun terasinda en rahat rakini icebilecegin,coluk cocugunun en rahat denize girebilecegi,bütün hainliklerine ragmen hic linc korkusu,mahalle baskisi hissetmeyecegin,kisacasi en insan gibi yasayabilecegin kentin Izmir oldugunu sende biliyorsun.Izmir e laf edecegine kazandiginiz esrar eroin paralariyla diyarbakir i izmir seviyesine cikartinda daha fazla bizim kentimizi kirletmeyin.”

    İşte en büyük tepkisi bu oluyor İzmirlinin… Beğenmiyorsan kendi kentinde tatil yap. Çünkü tatil gönüllü bir tercihtir, hani zorunlu bir ikamet olsa git lan buradan demek belki faşizm(!)den sayılabilir ama, İtalya yadan yazlık alıp her yıl tatile gidip sonra italya ya faşistsiniz lan siz deyip yine oraya tatile gitmeye devam etmek ne kadar absürtse bu da o kadar absürddür…

    İyi bayramlar…

    #1757
  2. merkez medyanin “izmir’in güzelleri yilmaz özdil ve ertugrul özkök” mantigiyla olaylara bakmak, bu irkiltici gelismeleri böylesi bir “izmir savunusu”na dönüstürmek neresinden bakarsam bakayim akil alir gibi görünmüyor bana….simdi birileri cikip yok kurtulus savasiydi, yok canakkale gecilmezdi, yok en eski medeniyetti diye canakkale güzellemesi yapacak kesin….
    meselenin asti astari bu mudur yani?…

    #1758
  3. Yahu şimdi İzmir’de bir Kürt le bir Türk trafikte kavga etse faşist olucaz gibi davranılıyor. Ben İzmir’de yaşıyorum, görüyorum biliyorum, burada bir adolf yaşamıyor, burada isteyen kiliseye gidiyor, isteyen havraya isteyen cemevine, Kürtler İzmir’in en güzel manzaralı semtinde yaşıyor, birçok işyerleri var ve kimse alışveriş yaparken senin milliyetin ne bakiim demiyor, alacağı zımbırtının fiyatını soruyor yalnızca.

    Ya sizlerin faşizm tanımında anlaşamıyoruz ya da benim görmediğim başka bir durum var. Ya da İzmir’in rahatlığından rahatsız olan bir kesim İzmir’i abuk tartışmaların içine çekme çabası var. Ve ben hala iddia ediyorum İzmir Türkiye’nin en rahat milliyetinizden cinsiyetinizden inancınızdan giyim kuşamınızdan dolayı horgörülmeyeceğiniz belkide tek kentidir. İzmir’in en lüks semtinde veya en merkezi noktasında oturmak veya çalışmak veya işyeri açmak veya tatil yapmak özetle yaşamak için herhangi bir milliyet veya din gerekliliği yoktur. Bu mudur faşizm? daha nasıl anlatayım bilmiyorum ki. Buyrun gelin İzmir’de Kürtlerle Alevilerle veya ezildiğine, faşist baskıya maruz kaldığına inandırıldığınız herkesle tek tek röportaj yapın. Bu kadar da iddialıyım.

    #1759
  4. emrah “fasizm” falan demen önemli degil, zaten söylemeye calistigim gibi oraya buraya fasizm etiketini yapistirmak üzerine konusulacak konular degil bunlar, fasizm kavraminin enflasyonist kullanimi konsunda da dikkatli olmak gereklidir kesinlikle, ama andigim tanil bora’nin calismalarindan da görülebilecek bir seydir ki “fasizm” de sadece bir örgütlülük ve ideolojik baglanmislik meselesi degildir….simdi alalim geriye kaldiralim fasizm laflarini, su izmirde görüntülerinde de gayet “cagdas”, gayet “modern”, gayet “ileri “fikirli” olduklari belli olan ve kürtleri taslayanlara sen ne diyorsun, biz onun üzeriden konusalim…..göremedigin ya da göremedigin degil, deginmedigin diyeyim baska durum budur. anlamiyorum bu olanlarin disardan getirilen birileri tarafindan yapildigini mi düsünüyorsun, nedir?

    #1760
  5. Saldırının rasyoneli olmaz… Cinayetin, katlin rasyoneli olmaz… Buna rağmen tüm kâtiller ve câniler saldırılarını rasyonalize ederler… Kurumsal milliyetçiler resmi tarihe, bireysel saldırganlarsa özel rasyonellere yaslanır… Daha ne diyelim… Bu son olaylarla İzmirli’leri Konyalı’lardan muhafazakâr buldum vesselam…

    #1761
  6. Müridin birinin kuyuya attığı taşı çıkarma işi biraz zor elbette:)))

    Cidden buyrun gelin İzmir’e bir dolaşın gezin iki kadeh rakı için çipura yiyin:) Ne diyeyim artık. Herhangi bir Yahudi nazi kamplarının orta yerinde yazlık alıp tatil yapar mı? Ahmet Türk salak mı? Neden İzmir’i tercih ediyor, istese bora bora adalarında yazlık alacak sermayesi var. Cevap basit o da biliyor ki en rahat tatil yapacağı sokaklarda korumasız dolaşabileceği belki de tek kent burası. Bu örneğin üzerinde neden takılıyorum derseniz tatil bilinçli bir seçimdir. Kimse tatilde huzursuz olmak istemez. Zorunlu ikamet ya da sürgün değil yani. Hiçbir özgürlük savaşçısı(!) faşistlerin(!) içinde tatil yapmak istemez değil mi?

    İnanın bana komik geliyor ama yine de söyleyeyim; sevgili arkadaşlar biz faşist değiliz.:)

    #1763
  7. “sevgili arkadaşlar biz faşist değiliz.:)”

    tam da iste bu “biz” de bir sorun var…
    orda burda tuhaf zamanlarda ayrimcilik ve irkcilik refleksleri gösterenlerinde icinde yer aldigi bir “biz”…
    dolayisiyla bu “biz”in “icindeki fasizm”e karsi en kesin ve net tavir yine “siz”den gelmek durumunda….”fasist izmir” yaftasini bosa cikaracak sey böyle olabilir, yoksa özdil’in mantigiyla olsa olsa o yafta cikmamacasina yapisir kalir oraya….

    #1765
  8. Ramazan Kallancı

    Bu ne edebi bir yazı olmuş şaşırdım doğrusu!Dilimizden düşmeyen bir şarkının nakaratı gibi “Faşizm faşizm faşizm kahrol faşizm!”Bu, sözde sosyalist ideolojinin; denize düşen yılana sarılır misali, her an her dakika her sorunun kaynağı olarak gördüğü faşizm, ne biçim bir ideoloji ki;insanları kitleler halinde faşist olmaya itiyor.Ve bu sosyalizm neden halklar tarafından hala anlaşılamadı?Yoksa sorun sosyalistlerde mi?Bunlar halen doğruyu anlatamadı,küresel sermayenin dişlilerini kıramadı,insanlığı kurtuluşa götüremedi.Ortaya çıkan tablo şu aslında;sosyalizm soğuk savaş sendromu yaşıyor.SSCB yıkıldıktan sonra tek kutuplu dünyada politika üretemeyen sosyalizm ideolojisi batı tarafından evrildi.Adeta batı yanlısı bir sosyalizm yaratıldı.Batı silahla giremediği ülkelerde insan hakları,demokrasi nutukları eşliğinde, sivil toplum örgütleri desteğinde operasyonlar düzenlerken,sözde sosyalistler en büyük destekçileri oldular.Dillerinde aynı söylemler var;insan hakları ve demokrasi.Fakat bakmak lazım; bunu söyleyenlerin demokrasi aşkı ne kadar ya da kaç para?Kısaca eski sosyalistler marjinal kaldı,yeniler batının kuyruğuna takıldı.

    İzmir olayına gelirsek; daha düne kadar heryeri taş yağmuruna tutan insan hakları ve demokrasi aşıkları,attıkları taşlar kendilerine geri gelince faşizmden bahseder oldu.Bu da herhalde şu atasözünü hatırlatır insana;”Yavuz hırsız evsahibini bastırır.”Bu yılların kardeşlik edebiyatının bittiğini gösteren örnekler.Bunun olması demokrasi aşıkları! ve beceriksiz hükümetlerin eseri.Gidin Diyarbakır’da Türk bayrağı açın bakalım ne oluyor?Birilerini yargılamak isteyenlere de şu sözü söyleyeyim.Hani gerçek bir hikaye var;Hz. İsa zamanında bir kadını taşlayarak öldürecekler ve o sırada peygamber geliyor ve diyor:İlk taşı hiç günahı olmayanınız atsın!

    #1773
  9. Emrah Atik Bey’in de ‘bin faşist değiliz’ cümlesini savunacak duruma kadar gelmesi, bunun üzerine Kaçakkovanın bir tür şeytan çıkarma ayini gibi, faşizm çıkarma ayinini yönetiyormuşçasına “tam da iste bu “biz” de bir sorun var…” diyerek, teşhisi koyması ve tedaviye devam etmesi pek manidar; “FAŞO İZMİR! dediğimde İTİRAZ ETMEYECEKSİN. Sus da, içinde gizli kalmış faşizmi gör. Gördüğün zaman, biz (yani enternasyonalistler, marksistler, insancıllar, mazlum halkların koruyucuları, -ama kesinlikle milliyetçiler değil zira hepsi faşist-, bunu (faşoluğu) ruhundan çıkartmak için sana yardım
    edeceğiz.

    Ekleyeyim Kaçakkova; Faşizm öyle birşeydir ki, kendisine marksist diyenlerde de, ezilenlerei savunduğunu düşünenlerde de sinsi ve gizlice süregider. Öyle kii bu kişiler faşist olduklarını asla düşünemez; ideolojilerine bakıp rahatlarlar; oh derler, ne güzel ki,(mesela) Frankfurt okulu Marksistiyim!(Müslümanım diyenlerde de var bu,Ne güzel ki Müslümanım. Ama bunları demek mesele değil, bunların gereğini yerine getiriyorum diyerek, farkında olmadan, başka gerekleri yerine getirmek mesele)İdeolojileri, gerçekler ayaklarına dolansa bile, rahatsın der, -sen filansın- dert etme der onlara.

    Şu güzel bir slogan olur; DİYARBAKIR DEMOKRASİNİN MABEDİ, İZMİR FAŞİZMİN BAŞKENTİDİR.

    Ama şunu da haykırayım; BEN FAŞOYUM, FAŞİSTİM. Şimdi benle uzlaşacak bir dil bulmanı rica ediyorum ( hani çok insancılsın ya).

    İkincisi de;belki(m) de HEPİMİZ FAŞİSTİZ! Dökülün…

    İdeolojiler üzerinden insanların tahlilini yapmak ne güzel yahu! Kestirip atabiliyorsun. “Düşünce, ayağa kalk” prensibi işlemez oluyor. Değişmezlik esas denklem; İzmirlileri pek bir faşist gördüm, derken Diyarbakırda Türk bayrağını yakanlara”onların haklı gerekçeleri var ama” demekse ve “Diyarbakırlıları da pek bir faşist gördüm” diyememekse özgürlüğünüz, özgünlüğünüz, insancıllığınız, kusura bakmayın; HEPİMİZ FAŞİSTİZ.

    Kusura bakmayın, ben şahsen ne İzmirliler faşisttir, ne Diyarbakırlılar pkk lıdır falan diyemiyorum, siz bu genellemelerinizle gevelnip durun, ben de faşist yaftamla yaşamaya çalışayım. Hadi kolay gele!

    #1775
  10. valla o biz’den mennunsaniz ve bu mennuniyetin bir sorun oldugunu söyleyenlere reaksiyon göstermeyi bu kadar önemsiyorsaniz, verdigim rahatsizliktan mennuniyet duyarim ancak….
    kali bu dediklerin de bi tek marksist olduguma itiraz etme ihtiyaci duyuyorum, o da marksistlere ayip olmasin diye….
    yoksa kendin calip kendin söylüyorsun….
    benim bu savunu halinin yekününe diyecegim sey siradan fasizmin savunusunun da siradan oldugudur….

    #1776
  11. Bir başka ’sıradan’ hal de bu olsa gerek, özenle kestirilip atılıvermiş, biricik özeleştiri yok, damga ya da devam…,Neymiş, ‘faşizmin bir başka sıradan savunmasıymış’ yaptığım.
    Eğer sizin gibi sosyolojik tespitler yapan yazar arkadaşlarımızın eline kalınırsa, kendiniz dışında -doğru- da görülemeyecek.

    Başkaları ben faşist değilim dese bile, (adam faşizmi kötü birşey olarak görmüş, ırkçı değilim diyor) bu özeleştiri sayılmayacak…Sonra “bu eleştirilince de, eleştiriyi kabul edemiyosunuz”, ne haliniz varsa görün denilmeye getirilecek, bu da Marksizm olacak. Valla o kadar güzel çalıp söylüyorsun ki Kaçakkova, konjonktür de seni alkışlıyor hararetle.

    “Kendi çalıp kendi söyleme” işi için de doğru diyorum.

    Etrafınız duvarla çevriliyse ne yapabilirsiniz? Sayın Kaçakkova , alet edavat(bunlar da kimbilir nasıl algılanacak şimdi) elimize geçene kadar, kendimiz söyler ve çalarız vesselam.

    Bi de marksizm adına sarılmışsınız cevap vermeye,

    ideolojilerimiz adına konuşacağız demek ki?

    Rafa kaldırdığım bir kaç ideolojiyi üzerime giyindim ben de; ne yapiym, demek ki bu işler böyle. Bakın, ayrışmak ne kadar da kolay.

    Söylemler politikleştiğinde, eylemler de otomatlaşır Kaçakkova. Karşı eylemler de…

    Oysa birşeyleri insan olma adına yapmalı. İdeolojik görüş benden böyle istiyor diye değil. Cumartesi Anneleri eylemlerine destek veren biri olarak,-ki lan sen destek olsan ne olacak tarzında küfüre varan bir dil de kullanılabilir- şu faşist elbisemle, hakir görülüp ezilenlerin yanında olmak için elimden geleni yapmak isterim. Ama karşı dil, bulunduğu ideolojik kamptan, işleri çıkmaza sokmaya müsaittir. Çünkü o ideolojik ve politiktir; şöyle der; senin gibi bir faşoya ihtiyacımız yok mealinde ‘kendin çalıp kendin söylüyorsun’. Aslında tam da buna ihtiyaç vardı oysa, sana en uzak görünenle empati kurmaya.

    Söylemdeki aşırılık, aşırılık doğuru; PKK böyle doğdu. Ama yarın öbürgün, başka bir aşırı kamp da böyle doğacaktır.

    Bakın, artık söyleme ihtiyacı içerisindeyim; ” Taşlanmadan yaşayabilmek”le izmirdeki durum kastedildiğinde” biri de size ” ne malum, ilk taşı ‘onların’ atmadığı, kışkırtıcılık yapmadıkları, biji apo diye bağırmadıkları, Abdullah Öcalanın posterini taşımadıkları” derse “siz faşistsiniz” demek ayrı bir faşistliktir diyorum ve öyledir de. Biri taşlananlardan bahsettiğinde, öbürü arçlarla ezilenlerden, Türkiyenin dört bir tarafında patlayan bombalarda ölenlerden bahsedebilme hakkına da sahiptir.

    dil çok çetrefillidir ve kibarca da bölebilir. Sıradanlıktan kurtulma eylemi içerisine düştüğü zaman da…

    Bütün Marksistler şöyledir….
    Bütün Milliyetçiler böyledir….
    İzmir Faşizmin Başkentidir…
    Diyarbakır Demokrasinin Mabedidir…
    Türkler Faşisttir…
    Kürtler Bölücüdür…

    Hadi bu oyunu oynamaya devam edelim Kali zaten Artık FAŞİST.

    #1777
  12. kacakkova

    ben bu polemikten bisey anlamiyorum kali…bi faydasi oldugunu da düsünmüyorum…”üzerine alinma” halinden yürüyemeyiz bi yere, seninkileri geciyorum ama benim bu eksende söylediklerini baz alarak söyleyeceklerim laf kalabaligi olur….konu belli, cerceve belli, isaret ettigim noktalar belli, bunlara karsi “biz” dahilinde söylenenlere yukaridan asagiya bakinca, ne söylesem “yok biz öyle degiliz”den acilacak yine mevzu…ben bu “kendini savunma” halinizden hosnut degilim, pass diyorum bu yüzden,ihale sizde kalsin….

    #1779
  13. ‘Bizi’ savunmuyorum burada, genellemelere vurgu yapıyorum;

    İzmirliler Faşisttir denilebilir, İzmirliler Faşist Değildir de denilebilir. Bu iki yargı da ‘duygusal’ yargılar.

    Türkler en üstün millettir-külli duygusal bir yargı
    Türklerin şöyle şöyle güzel yanları vardır(bu kötü yanları da var demek)-eleştirel duygusal
    Türklerin şöyle şöyle kötü yanları vardır-eleştirel duygusal(bu iyi yanları da var demek)
    Kürtler aşağılıktır-külli duygusal
    Türkler aşağılıktır-külli duygusal
    türkiye cumhuriyeti bir barbarlık ürünüdür-külli duygusal
    ABD Özgürlükler ülkesidir-külli duygusal

    Zaman zaman bu yargılara düşebiliriz (eleştirel duygusal yargıları kastetmiyorum bile), ama her zaman düşüyorsak, zihnimizi de sorgulamamız lazım.

    #1780
  14. Ellerine saglik Kacak. Beynine, yuregine saglik..

    #1789
  15. Özetle söylenmesi gereken şu ki, bir ideoloji bir lider faşist olabilir ama bir şehir bir ülke bir toplumun faşist olması durumu biraz absürd. konvoya taş atılan izmir e faşist dersek içinde yolcu bulunan belediye otobüsüne molotof atan adama ve yaşadığı şehre ve dahi cinsiyetine ırkına ne diyeceğiz? Demokratik tepki deniliyor kimi yerlerde kimisine göre faşizmin alası kimine göre terörist de kurtul.

    Tezgah basit aslında. Ama bu basit tezgaha ”Hadi len!” diyebilecek kapasiteden solcumuz sağcımız hepimiz mahrumuz. Hoş bu ülkede sol ya da sağ diye bir olgu olduğu konusunda da yoğun şüphelerim var:)

    #1807
  16. oyunkuran

    Selamlar,

    Sıradan olmayan yazın için teşekkür ederim kaçakkova.

    Bu genellemeler meselesi hakkında: doğru, genellemeler her zaman yanlıştır. Bir grup insanı gösterip “bak nasıl da böyleler” demek kendini biraz da o gruptan soyutlamaktır. Ki bu da üstü kapalı bir biz-siz ayrımına denk düşer. Dolayısıyla İzmir faşisttir gibi bir ifadenin başka bir faşist eğilimi içerme ihtimali yüksektir. Ama İzmir faşisttir ifadesi İzmirliler için kendini eleştirme fırsatıdır da aynı zamanda. İzmir’in göreli serbestliğinin, modernliğinin, rahatlığının bile altındaki şiddet eğilimine gözümüzü kapatamayız. eğer bu şiddet eğiliminden bahsetmezsek yanlış genellememeler yapmak uğruna, İzmirlilerin vicdani rahatlığı onların faşizme sürüklenmesine neden olabilir. Dolayısıyla son olaylar İzmir’de bir faşizm dalgasının yayıldığını açıkça gösterirken İzmir’de yaşayan herkesin (ve aslında Türkiye’de yaşayan herkesin) dönüp bir kendine sorması gerekir “acaba ben de faşistleşiyor muyum?” diye. Burdaki kendini savunma refleksinin nedeninin bu sorudan kaçınmaya çalışmak olduğunu düşünüyorum.

    sevgilerle

    #1852
  17. eyvallah oyunkuran, hosgeldin
    bu türden tartismalarda bi baglam kaymasi yasiyoruz her zaman….toparlamak da olanakli olmuyor….bir devlet, bir toplum ve bunlarla birlikte islemde olan bir siyasal yapi var, sorunlarla dolu, gerilimlerle, catismalarla malul, kurulusunun öncesinden baslayan bir dizi siddet pratiklerinin ürünü olmus, kurumlasmis, zamanla bir toplumsal bilinc haline gelmis bir toplumsal durum icinde sürükleniyoruz…haliyle orasindan burasindan sürekli sorun üreten, ortaya cikan sorunlari cözmekten aciz bir “yapisal” kosullanma sözkonusu….izmerde ya da surda burda gerceklesen olaylarla bir yüzlesme, bu olaylarin kurumsal ve toplumsal gercekligine karsi bir elestirel bilinc gelistirme yerine, bunlari bir “kendini savunma refleksi” icinden olaganlastirma yaklasimlari beliriyor, ki bunlarda o yapisal kosullanmalarin bir sonucu….isler bu yüzden siyasal alanda göründügünden daha karmasik, daha icice gecmis bir yumak halinde yuvarlanip gidiyor….yumak sökülmüyor, yuvarlandikca birbirine dolaniyor ve dolandikca sürekli sertlesen katilasan bi topak haline geliyor…..

    sevgiler.

    #1857
  18. gunes

    Sevgil Kacakova,bu yazınızı nasıl gözden kaçırmışım ki sek ve su katılmamış bir İZMİR’li olarak..”Ama faşist veya sıradan faşist yaftasından önce İzmir’de bir haftalık bir turistik seyahat öneririm. Önce geleneksel Kürt kıyafetleriyle ve tamamen kürtçe konuşarak her semti gezinin, ardından bir kara peçe takınıp bir tur daha atın, Ermeni veya Yahudi veya aklınıza gelebilecek her kılığa girin ve İzmir’in her semtini gezinin. Hem de hiç korkmadan… Linç edilir miyim diye düşünmeyin. ” diyen arkadaşın önerisini direk kopy past ediyorum. İzmirliler kibardır,anlayışlı ve hoşgörülüdür ama isevi de değildir sağ yanağına vuranı sol yanağını cevirecek de değildirler. Faşizanlıkla suclanmadan evvel izmirin sosyal demokratların ve de solcuların manevi başkenti olduğunuda hatırlatıverip, havasından mı suyundan mıdır bilinmez- hoş bütün filozofların neredeyse tamamımın yaşadığı düşünsel topraklardan olduğunu düşünersek – yaftalamadan önce 100 lez daha düşünelim diyorum.İzmiri savunmayacağım çünkü İzmirliyim izmirdeyim izmir Güneş’iyim :P güneş de balçıklan sıvanmaz :P

    #2303
  19. sevgili günes,
    nerelerdesin allasen, görünmüyorsun ortaliklarda kacirirsin tabi yazilari….izmir ve fasizmn konusu aslinda bugünkü gündemin haliyle birlikte yeniden düsünülmeye deger….arada bir süreklilik iliskisi oldugu kesin….önceki kimi arkadaslar gibi senin de “izmir’in icine gelin” cagsisi yapman anlasilmaz degil, ancak izmir’e gelip de özgürlügün gürül gürül aktigini görmemizden umulan seyi aklim almiyor bi türlü….amerika’nin özgürlükler ülkesi olmasi gibi bir sey bu, nihayetinde….firsat bulursam gelecegim, tekik edecegim izmir’i karis karis peki….ama benim önerim size tersi yönde olacak yine de…hani bazen resmi görmek ve anlamak icin tablodan uzaklasmak belli bir mesafe almak gerekir,aynen öyle…”izmir’in disi”na bi cikin, disaridan, belli bir mesafeden bi bakin duruma demek isterim…bu sadece izmir konusu da degil, bir bütün tartisip anlasamadigimiz konbularda önermek isteyecegim seydir….

    izmir’in günesi’ne sevgiler….

    #2307
  20. gunes

    Sevgili Kacakkova,biraz serbest yazarlara küskünlüğüm biraz da başka ve youn işlerin çetrefilli dolambaçlarına sıkışıp kalmışlığımdan cok zaman ayıramadım eskisi gibi yakaladığımız istikrarlı dostluğa.Fırsat buldukça ara ara yüzümde bi gülümseme ile şunlara şöyle böyle yazayım da bir bakalım neler oalcak şeklinde aklımdan bi sürü cümleler gecse de imkan bulamadım ne yazık ki.İzmir’de faşizm var mıdır?Evet.İnsanın olduğu yerde herşey vardır çünkü.Faşizme karşı cıkan var mıdır? Kesinlikle evet!İnsanın olduğu yerde herşey vardır cünkü. Bu yazını kaleme almana neden olan görüntülerde o cok sayıp döktüğümüz medyanın abartması,kışkırtıcı sloganist pazarlama taktiği,gündem değiştirme ilgi odağını başka yerlere çekme söz konusu mudur? (olayın olduğu günler dahilinde gözden kaçırılmak istenen ve saklanan asal olay neydi anımsayanız var mı bakalım? )
    İmdi, birileri bi gösteri düzenliyor.ok. Birileri de bu gösteri düzenleyenleri protesto ediyor. ok. İmdi gösteri düzenleyenin gösteri yapmaya kendi fikrini ifade etme hakkı olduğu kadar,bundan rahatsız olanın , gösteri düzenleyenlerin fikrine katılmayanların kendi tepkisini de göstermelerine de hakkı var.Ta ki olayın kuyruğu konvoydaki bir arabanın kendilerini protesto eden kişilerin üzerine bilincli bir şekilde sürmesiyle başlıyor. Gerisi etki-tepki meselesi. ŞAhsen ne türklüğü ne de kürtlüğü savunuyorum.Her ırka,uyruğa,isimlendirilmeye sıfatlandırılmaya karşı mesafeli bir tutumum var.Tasavvuf inancım gereği.İnancım bana bunu öğütlüyor cünkü, bir başkası yok, o da sensin bu da sensin diyor. Ancak şunu yeniden ve yeniden belirteyim ki aynı tasavvuf inancı, sana ne yaparlarsa yapsınlar gıkını cıkartma da demiyor.Kısasa kısas, adilane ve inandığım bir hukuk ve hak sistemidir.MEn dakka dukka-eden bulur diyorum konuya ilişkin olarak ve de sözümü toparlıyorum.Biz artık tanımları ayrıştırmaları tespitleri vs bırakalım çözüm üretip herbirimiz onu “insan” “insanlık” adına uygulayalım. Zira basit bi örnekle biterecğim, sevgilimle tartışıyordum bana haklısın dedi. haklıydım.ona dönüp dedim ki, evet haklıyım ama sevgilim, sevdiğim kişi haksız. haklı olmak mutlu olmaya yetmiyor demekki.biz haklı cıkmaya çalışmadan yanlış ne ise neredeyse birlik olup o yanlışın üstesinden gelelim,hepsi bu.
    Artı seni özlemişim.Şöyle beni kışkırtacak bişiler yazda keyifli bi söz dalaşı yapalım :)
    Bir de güneş izmirde ama hepimizin güneşi;)

    #2313

Yorumlar

Arsiv

...  Add to Technorati Favorites  Google a Ekle