Sevgili İnsan Kardeşim

Sevgili İnsan Kardeşim,
Sana bir çok kez söyledim ama usanmadan ve şikayet etmeden yine söyleyeceğim. Sen tek hücreli bir canlı değilsin ve bu yüzden de bölünerek çoğalamazsın. O yüzden kendini bölünmüşlerden birine dahil etme. Sen kocaman bir aileye aitsin unutma. Bu yüzden adına insan diyorlar.
Yok, eğer illa o ailenin bazı fertlerini daha çok seveceğim diyorsan tek bir seçeneğin var. Ve bu seçeneklerden birini seçtiğinde ise birini severken diğerine nefretle değil ancak şefkatle yaklaşabilirsin. Çünkü insanlar ancak iyi olanlar ve içlerindeki iyiliği henüz fark etmemiş olanlar olarak ikiye ayrılabilirler. Bu ayrımda ise iyi olanlar diğer iyi olanlardan kahramanlık beklerler ki bu da doğal olarak onların hakkıdır. Hepimizin hakkıdır. Senin de, benim de, hepimizin.
Ne midir o kahramanlık? İçlerindeki iyiliğin farkında olmayanların iyiliğini tırnaklarınla kaza kaza ortaya çıkarmak. Evet, bu bir kahramanlıktır. Ve kurtarılmış bir insan birçok insan demektir uzun bir süreçte. Zaten dünyanın da başka türlü kurtarılma ihtimali yoktur, güven bana. Zordur bu süreç. Tıpkı masal kahramanlarının zorlu deneyimlerden geçtiği gibi sen de çok ama çok zor bir deneyimden geçeceksin. Söylemedi deme. Ama inan bana değer.
Kötülüğe iyilikle, ihanete sonsuz sadakatle, yalana su katılmamış gerçekle, bencilliğe diğerlerini kendinden önce tutarak, korkuya cesaretle, zulme direnerek hakça ve adaletle karşılık vermek zordur. Ama dediğim gibi başka şansımız da yoktur.
İçinde bir savaşçı taşıyorsun biliyorum. Ve o savaşçıyı fark edenler sana kendi kardeşlerinin gırtlağına sarılman için, çok kutsal ve haklı gibi görünen gerekçeler veriyorlar. Bunu da görüyorum. Tüm bu dünyanın karmaşası içinde savrulup gittiğini ve başkalarının inançlarını kendi inançların sanan saf kalbini de seziyorum. Ama inan bana kardeşim oturup düşünmelisin artık. Düşman bildiklerinin ne kusur işlediklerini oturup düşünmelisin. Doğuştan getirdikleri bazı özellikler yüzünden kaç insanın nedensiz yere öldüğünü düşünüp kendini onların yerine koymalısın. Biri sana kadın olduğun için ya da erkek olduğun için tokat atsa, senden nefret etse ya da daha ileri gidip seni öldürmeye kalksa ne hissederdin? Ya da inandıkların için saldırıya uğrasan? İşte dünya bütün bu budalaca savaşanlardan ibaret dostum.
Eğer adanmak istiyorsa içindeki savaşçı bir savaşa, o zaman onu iyiliğin kötülüğe karşı savaşına adanması için ikna etmelisin. İnan bana ancak böyle değiştirebiliriz dünyayı. Birbirimizi ırkı, dini ya da buna benzer özellikleri yüzünden öldürerek değil, bizi kazanacakları paralar için bu savaşlara alet etmeye çalışanlardan yüz çevirerek kendi geleceğimize, içimizdeki iyiliği insan oluşumuza inanarak… Başka çaremiz yok, güven bana.

Ayşegül merhaba,
Yazınız beni ister istemez, B. Brecht’in şu şiirine götürdü.Bunu sizinle paylaşmak istedim.
Okumuş Bir İşçi Soruyor
Yedi kapılı Teb şehrini kuran kim?
Kitaplar yalnız kralların adını yazar.
Yoksa kayaları taşıyan krallar mı?
Bir de Babil varmış boyuna yıkılan,
kim yapmış Babil’i her seferinde?
Yapı işçileri hangi evinde oturmuşlar
altınlar içinde yüzen Lima’nın?
Ne oldular dersin duvarcılar
Çin Seddi bitince?
Yüce Roma’da zafer anıtı ne kadar çok!
Kimlerdir acaba bu anıtları dikenler?
Sezar kimleri yendi de kazandı bu zaferleri?
Yok muydu saraylardan başka oturacak yer
dillere destan olmuş koca Bizans’ta?
Atlantik’te, o masallar ülkesinde bile,
boğulurken insanlar
uluyan denizde bir gece yarısı,
bağırıp imdat istedilerdi kölelerinden.
Hindistan’ı nasıl aldıydı tüysüz İskender?
Tek başına mı aldıydı orayı?
Nasıl yendiydi Galyalılar’ı Sezar?
E bir aşçı olsun yok muydu yanında?
İspanyalı Filip ağladı derler
batınca tekmil filosu.
Ondan başkası ağlamadı mı?
Yediyıl Savaşı’nı 2. Frederik kazanmış?
Yok muydu ondan başka kazanan?
Kitapların her sayfasında bir zafer yazılı.
Ama pişiren kim zafer aşını?
Her adımda fırt demiş fırlamış bir büyük adam.
ama ödeyen kimler harcanan paraları?
İşte bir sürü olay sana
Ve bir sürü soru.
Bertolt Brecht
Saygılarımla…
Sevgili Ayşegül,
ön söze son sözü söylemişsin Kardeşim Atilla,
Merhaba,
O sevgili insan kardeşlerim bir anlayabilse gerçeği, bütün çözülemezler kendiliğinden çözülecek. Saygılar.
Sevgili Atilla Bey,
Çok teşekkür ederim paylaştığınız için bu güzel ve çok anlamlı şiiri. Defalarca defalarca okudum. Keşke daha çok insan okusa diye düşündüm ve daha çok insan kalplerine kazısa bu dizeleri…
Saygımla…
Sevgili Canip Bey,
Son zamanlarda hep dileğim bu benim. O yüzden defalarca defalarca söylüyorum etrafıma.
Saygılarımla..
“Eğer adanmak istiyorsa içindeki savaşçı bir savaşa, o zaman onu iyiliğin kötülüğe karşı savaşına adanması için ikna etmelisin” ama zaten tüm bu kurbanlar onu yaptıklarını sanıyorlar.. Aksini değil.. İnandırıldıklarının iyi diğerlerinin kötü olduğunu düşünerek adım atıyorlar, öğretiliyorlar.. Barış istemek de savaşı onaylamak değil midir. Ortada bir savaş olmadığına ikna olmaları gerekiyor önce