Kulak Misafiri

Sağlıksız Sağlık Sistemi Üzerine

Ali

Hepimiz bir gün zayıf düşebiliriz. İster yaşlılıktan, ister kazadan, ister hastalıktan olsun zor günler hepimiz için neredeyse kaçınılmaz olarak gelecek. Peki, o günlere karşı ne gibi bir güvencemiz var? Güvenceyi bırakın, ne gibi bir seçimimiz var? Özel sigortalara ve onların kapsamadığı tedavilere dünya para yatırmaktan veya devlet hastanelerinde inşallah yanlışlıkla kolumu kesmezler diye aylarca beklerken işinden bezmiş hemşirelerin aşağılamalarına maruz kalmaktan başka ne gibi bir seçimimiz var birer T.C. vatandaşı olarak?

Sanırım yukarıdaki paragrafta memleketimizdeki sağlık sistemini vatandaş gözüyle kabaca özetledim. Şimdi gelelim bu sistemin neden bu hale geldiğine. Herkesin bildiği bürokratizm-Özalizm-popülizm argümanına topu atıp yükü sırtımdan atmadan önce ekonomik bir açıklama yapmak istiyorum:

Aynı anda özel bir sistem ile herhangi bir devlet sisteminin bir arada işlemesi mümkün değildir. Bunun sebebi çok basittir. Özel sigorta sistemleri, kar amaçlı çalıştıkları için kişiye sahip olduğu hastalık riskine göre fiyat biçerler. Kamu sistemi ise hastalıklı veya sağlıklı herkese eşit fiyat biçer. Bu iki sistemin bir arada islemesinin varacağı sonuç bellidir: sağlıklı bireyler, daha düşük fiyat alacaklarından özel sigortalara geçerler, sağlıksız bireyler ise özel sigortaların yüksek fiyatlarını ödemek istemediklerinden dolayı daha ucuz olan kamu sigortasına geçerler. Bu sebeple kamu sistemi gitgide daha fazla sağlıksız insana bakmak zorunda kalır, ve sigorta fiyatıyla maliyetler gittikçe artar.

Buna ülkemizde devlet hastaneleriyle özel hastaneler arasındaki dağlar kadar kalite farkını da eklersek ortaya çıkacak olan tablo söyle olacaktır: bir yanda zengin ve sağlıklı insanların -çoğunlukla başvurmadıkları- kaliteli hizmet aldığı, bol kar eden özel bir sistem, öte yanda fakir ve sağlıksız insanların kotu hizmet aldığı ve kaynak sıkıntısı çeken devlet sistemi. Sonuçta kaçınılmaz olarak kaynaklar verimsiz bir şekilde dağılacak ve toplumun genel sağlığı bundan negatif etkilenecektir.

Zamanında Bati Avrupa’daki muhafazakâr sosyal devlet modelinden (Fransa, Almanya) ilham alarak hazırlanmış ve fakir bir ülke için uzun sure oldukça iyi performans göstermiş bir sağlık ve sosyal güvenlik sistemi, kendisiyle tamamen uyumsuz olan acık piyasa ve rekabet prensiplerinin gelişigüzel bir şekilde araya serpiştirilmesi yüzünden çöküntü haline düşmüştür. Su anda AKP’nin hedeflediği özel sektör-kamu sektörü rekabeti sayesinde kamu hastanelerinin iyileştirilmesi çabası, yukarıda anlattığım sebepten dolayı uzun vadede başarılı olamayacaktır. Uzun vadede sağlık sistemi harcamaları artacak, kaynaklar ise bu artışı karşılamakta yetersiz kalacaktır. Bunun korkulan bir sonucu da, sistemin tamamen özelleştirilmesi olabilir.

Sağlık sektörünün sadece özel sektörle yürümesi de, ABD’deki durumdan da görülebileceği gibi mümkün değildir. Burada da başka bir piyasa sorunu söz konusudur: Olumsuz seçim. Olumsuz secim, bilgi asimetrisine dayanan ekonomik bir terimdir. Buna göre sigorta hizmeti satın alan insanlar, kendi risk durumlarını mümkün olduğunca düşük gösterme eğilimindedir. Hiç kimse poliçe fiyatını arttıracağını bile bile “ben sağlıksızım, söyle bir hastalığa eğilimim var” demez. Sigorta şirketleri ise ’sağlıklı’ ve ’sağlıksız’ insanları birbirlerinden ayırt edemeyeceklerini bildiklerinden dolayı herkese ortalama bir fiyat biçerler. Yalnız bu fiyat, mantıken sigortaya çok daha az ödemesi gereken sağlıklı insanlar için yüksektir, bu yüzden de sağlıklı insanlar sigorta satın almaz. Sonuç, yüksek bir ortalama fiyat ve sigortalanamayan çok sayıda ’sağlıklı’ insandır. Bugün A.B.D. gibi tamamen özel sistemlerdeki durum budur.

Hem Türkiye’de yasanan çifte standart sorunun giderilmesi, hem de olumsuz seçimin onlenmesi icin uygulanabilecek en dogru sistem, butun vatandaslarin sağlık sigortası almaya zorunlu hale getirildigi, sağlık durumundan ve hastalık geçmişinden bağımsız olarak herkese aynı fiyatın uygulandığı, sadece devletin tek başına vatandaslari sigortaladıgı bir sistemdir. Bu sistem hem ekonomik olarak, hem de ahlaki olarak en verimli sistemdir. Ekonomik olarak verimlidir, çünkü  farklı sağlık durumunda olan vatandaşların risk oranları karıştırılmış, ortalamaya göre sağlıklı olanların sistem dışı kalması engellenmiş, zengin insanlar da fakir insanlarla aynı sisteme dahil edilerek kaynak sorunu çözülmüştür. Ahlakidir, çünkü insanlara kontrol edemedikleri genetik ve çevresel faktörlerden bağımsız bir şekilde eşit sağlık hizmeti sunar, kimseyi açıkta bırakmaz, ve sağlıgı bir meta değil vatandaş hakkı olarak görür.

Bu sebeple, parayı veren dudugu calar mantıgıyla düzenlenmiş, adaletsiz, verimsiz, ve çökmeye mahkum bu çift başlı sağlık sisteminin yol yakınken terk edilmesi, yerine tek bir kaynağı olan, sürdürülebilir ve adaletli evrensel sağlık sigortasının getirilmesi gerekmektedir. Sağlık sisteminde 20 yıldır yapılan ve ona yarardan çok zarar veren gelişigüzel piyasacı oynaşmalar sona ermeli, yerine vatandaşlık temelli, sağlıgı bir hak olarak gören, yüksek kalitede bir sağlık sistemi kurulmalıdır. Aksi takdirde mevcut sistemin çöküşü kaçınılımaz olacaktır.

Yorumlar

Arsiv

...  Add to Technorati Favorites  Google a Ekle