Özlem ve özlemek…
Özlem nedir? Özlemek nedir diye sorulduğu zaman verdiğim cevap şu olmuştu. Özlem ve özlemek insan hayatında ince bir detaydır, bu yüzden de her zaman her detay gibi görünür, hissedilir fakat atlanır.
Bir dokunuş kadar bir söz bile özlenebilir. Sözün dile geliş biçimi, aldığı mimik ve ifade biçimi de özlenebilir. Daha sonra atlayacağınız ve önem vermeyeceğiniz bu ince detay anlıkta olsa sizi çoğunlukla mutsuz eder.
Arkadaşlarınızdan ya da sevdiklerinizden “Seni özledim.” Cümlesini duymak güzeldir. Ama kendinizin hayatın imkansızlıklarınızdan veyahut bahanelerinden biri olduğuna inandığınız herhangi bir şey uğruna (herhangi “bir şey” in altını çizerek yazıyorum.) onunla kısacık olsa da görüşememekte iç acıtıcıdır. O an “Ben de seni özledim.” Diyerek kendi özleminizi kabullenmek, ister istemez sizi hüzünlendirir, bir anda olsa onunla geçirdiğiniz zaman dilimlerini düşündürür ve anımsatır.
Bazı dostluklar vardır ki; her nerede olursa olsun, her ne yapıyorsa olsun, birbirlerinin kalbinde yerleri her zaman vardır.
Hayatın her evresinde birileriyle o kadar yakınlaşırız ki, dostluğumuzu ya da arkadaşlığımızı hiçbir şey bozamazmış diye düşünürüz. Bazen elimizde olmadan gelişir olaylar, yaşadığınız tüm eylemleri kontrol edemediğinizi görürsünüz. Ki ben buna çoğu zaman “başkası için yaşamak.” diyorum. Başkası olarak nitelendirdiğim kelimeyi bana göre biraz açarsam kendi amacı dışında yaşama, kendi yapmak istediklerinden çok farklı bir şey yapma…
“Geriye dönüp baktığımda…” diye başlanan konuşmalarda hep bir davranışın, bir olayın pişmanlığı ve keşkesi olduğunu düşündürmüşlerdi bana. kürsüdeki konuşmacı “Geriye dönüp baktığımızda hep boş vaatler dinledik…” Dinlediğine pişmanlık duyduğunu dile getirme çabası daha sona ermeden birisi bağırdı:
“Aydınlık için yürü arkadaş!” diyordu. Yürüyüşün kalabalığındaki biri. Aydınlık mı? “Aydınlığın yüzüne tükürmeli arkadaş” deme yürekliliğini gösterememiştim yine de. “Aydınlığa duyulan özlem!” pankartı taşıyan eller o kadar çoktu ki.
Aydınlığa duyulan özlem masallarıyla büyüdük. Aydınlığın bir gün olacağına inandıran masallarla… Adı özlem olduğu için mi detaymışcasına atlanmasına izin verdik ya da atladık? Halbuki karanlığın daha huzur verici olduğunu düşünüyorum artık.
Hala anlamsız bir dava uğruna birileri insanları katlediyorsa, hala birileri “Şehitler ölmez” diyip şehit olanlara ağlıyorsa, ben aydınlığa özlem duymuyorum.
Çekin yorganı üzerime ben uyuyorum diyen tüm insanlara!
