Ölümünün 71. Yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk (O’nu hatırlayalım)
19 Mayıs 1881 günü, hayata mavi gözlerini açtı. Esasen hangi gün doğduğu tam olarak bilinmemektedir, ancak kendisi daha sonradan bugünün doğum günü olmasını istemiştir.
Zira bugün, yani 19 Mayıs, bir milletin prangalarını söküp attığı, kurtuluşu için, yaşam hakkı için savaşmaya başladığı gündür.
Samsun’a çıktığı gün genel durumun görünüşünü şöyle izah ediyor kendisi:
‘’Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup, Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları son derece ağır bir ateşkes antlaşması imzalanmış. Dünya Savaşı’nın uzun yılları zarfında, millet yorgun ve fakir bir halde. Millet ve memleketi dünya savaşına sürükleyenler, kendi hayatlarının derdine düşerek ülkeden kaçmışlar. (İttihat ve Terakki üyelerini kastediyor) Saltanat ve hilafet makamını işgal eden Vahdettin, soysuzca, yalnız kendini ve tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirleri araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki kabine; aciz, haysiyetsiz, yüreksiz, yalnız padişahın iradesine tabi ve onunla birlikte kendilerini de koruyacak herhangi bir durumu kabullenmişler.
Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta…’’
İtilaf devletleri, ateşkes antlaşmasının hükümlerine bile uymuyor, kafalarına göre şehirlerimizi işgal ediyorlardı. Devam ediyor:
‘’Bundan başka, memleketin her yanında, Hristiyan unsurlar gizli ve açık kendi arzu ve isteklerinin gerçekleşmesi için devletin, bir an önce çökmesine çalışıyorlar.’’
Milli varlığa düşman oluşumlar vardı.
İstanbul Rum Patrikhanesi’nde kurulan ‘’Mavri Mira’’ heyeti, şehir merkezinde çete kurmak ve idare etmek, mitingler ve propogandalar yapmakla meşgul. Yunan Kızılhaçı, Resmi Göçmenler Komisyonu da bu çalışmalara yardımcı oluyor.
Ermeni Patriği Zaven Efendi de, Mavri Mira heyetiyle uyum içinde çalışıyor. Ermeni hazırlığı da tıpkı Rum hazırlığı gibi ilerliyor.
Trabzon, Samsun ve bütün Karadeniz kıyılarında kurulmuş ve İstanbul’daki merkeze bağlı Pontus Cemiyeti sessizce ve başarıyla çalışıyor.
Bunlar dışında, Diyabakır,Bitlis,Elazığ vilayetlerinde, İstanbul’dan idare edilen Kürt Teali Cemiyeti vardı. Bu cemiyetin amacı, yabancıların koruyuculuğunda bir Kürt hükümeti kurmaktı.
İnanması güç ama, Damat Ferit, hatta Padişah Vahdettin’in bile üye olduğu bir İngiliz Muhipleri Cemiyeti bile vardı. Gazeteci Ali Kemal ve Said Molla’da bu namertçe girişimin içersindeydiler. Daha sonra Ali Kemal, Nurettin Paşa tarafından, halka linç ettirilecektir.
Bunlar dışında Amerikan Mandası isteyen bir grup ta vardı.
‘’ Düşmanın pek büyük gayretlerle, fedakârlıklarla vücuda getirdiği ve diğer bazı devletlerin de büyük yardımlariyle takviye ettikleri hakikaten mükemmel ve kuvvetli ordularını mağlûp etmek için kendimizde bulduğumuz kuvvet ve kudret, davamızın meşruiyetindedir. Gerçekten biz, millî hududumuz içinde hür ve bağımsız yaşamaktan başka bir şey istemiyoruz. Biz, Avrupanın diğer milletlerinden esirgenmeyen, haklarımıza tecavüz edilmemesini istiyoruz.’’
Diyordu. Haklıydı. Zira neredeyse yokluktan, bütün emperyalistlerin maddi ve manevi desteklediği Yunan ordusuna karşı, mucizevi bir zafer kazanılmıştı.
‘’ Şurada acıklı bir hakikat olmak üzere arz edeyim ki, memleketimizde külliyetli ecnebi parası ve birçok propagandalar dolaşıyor. Bundaki gaye pek aşikârdır ki, millî hareketi neticesiz bırakmak, millî emelleri felce uğratmak, Yunan, Ermeni emellerini ve vatanın bazı mühim parçalarını işgal gayelerini kolaylaştırmaktır. Bununla beraber her devirde, her memlekette ve her zaman görüldüğü gibi bizde de kalp ve âsabı zayıf, kavrayışsız insanlarla beraber vatansız ve aynı zamanda refah ve şahsî menfaatini vatan ve milletinin zararında arayan adî kimseler de vardır. Doğu işlerini çevirmede ve zayıf noktaları arayıp bulmakta pek usta olan düşmanlarımız, memleketimizde buna âdeta bir teşkilât haline getirmişlerdir. Fakat mukaddesatını kurtarma gayesiyle çırpınan bütün millet, işbu azim ve mücadele yolunda her türlü güçlükleri muhakkak ve mutlaka kırıp süpürecektir.’’
Dedi. Haklıydı, ancak ölümünden sonra, bu oluşumlar, özellikle 2000’li yıllarda, iktidar sahiplerinin gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunmalarının getirdiği vaziyetin de işlerini kolaylaştırmasıyla, daha da artmıştır.
‘’ Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde, Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışması zikretmek imkânı yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını “Ben, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek verdim” diyemez.’’
Diyordu. Doğru. Zaten Fransa’dan 11 yıl önce kadınlarımız seçme ve seçilme hakkını elde etmişlerdir. Atatürk’ün demokrat olmadığını iddia edenler, tarihi bir daha incelesinler.
Kendisi de çok partili demokrasi için girişimlerde bulunmuş ancak gerçekten de durumun buna izin vermeyişi, henüz halkın idrak edemediği demokrasi ve Cumhuriyetin, çok partili olamamıştır. (bknz. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve En Hain Kafaların Ürünü Olan Programı –Nutuk s.765- ve Cumhuriyet Düşmanlarının Namertçe Son Girişimleri – Nutuk s.769-)
Zira onca zorluk içinde kurtardığı vatanı ve milletinin, popülizm uğruna yok olmasına, tekrar o eski ve köhne toplum yapısına bürünmesine izin veremezdi. ÇÜNKÜ AVRUPALILARIN 300 SENEDE ANCAK YAPABİLDİĞİ ŞEYLERİ, ATATÜRK 10 SENEDE BAŞARMIŞTI.
Biz ne Fransız’lar gibi Robespiyer’li ‘’Terör Dönemi’’ ne Martin Luther zamanı gibi din savaşlarını vs… yaşamadık. O yüzden, bu hızlı devrimlerin, bekletilmesi ve hazmedilmesi gerekiyordu.
Size tüm bu kanıtlara rağmen, Atatürk’ün demokrat olmadığını söyleyecekler. Onlara inanmayın , zira bunlar tarih bilgisinden yoksun kişilerdir. Kemalist devrimin, halkta travma yarattığını iddia edenler, başta olacaklardır.
Ekonominin ‘’E’’ sinden anlamayan insanlar kalkıp, Atatürk’ün liberal olduğunu, bujuva yanlısı olduğunu iddia edeceklerdir. Onlara da inanma Türk genci! Zira
‘’ Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türk vatanında asırlardan beri ferdi ve hususi teşebbüslerle yapılmamış olan şeyleri bir an evvel yapmak istedi ve görüldüğü gibi kısa bir zamanda yapmaya muvaffak oldu. Bizim takip ettiğimiz yol, görüldüğü gibi liberalizmden başka bir sistemdir.
Türkiye’nin tatbik ettiği Devletçilik sistemi, 19. asırdan beri sosyalizm nazariyatçılarının ileri sürdükleri fikirlerden alınarak tercüme edilmiş bir sistem değildir. Bu, Türkiye’nin ihtiyaçlarından doğmuş, Türkiye’ye has bir sistemdir. Devletçiliğin bizce manası şudur: Fertlerin hususi faaliyetkerini esas tutmak, büyük bir milletin ve geniş bir memleketin bütün ihtiyaçlarını ve birçok şeylerin yapılmadığını göz önünde tutarak memleket iktisadiyatını Devletin eline almak.’’
Demiştir kendisi. Burjuva yanlısı değil, halk yanlısıydı, bu aşikar. Sadece, burjuvayı dışlamıyordu. Bu ikisinin farkını iyi idrak edebilmek lazım.
Deniz Gezmiş’ler gibi, Türk genci onlara karşı durmalıdır. Çünkü onların arasında, Şeyh Sait’in torunu bile olacaktır. Böylesine hain bir kafa yani.
O’na dinsiz de diyeceklerdir. Fakat onlara da inanma. Bunlar Osmanlı’dan beri devam eden, sıklıkla İngilizlerin kullandığı örümcek kafalılardır.
Hitler ve Mussolini onu komünist bilmişlerdi. Stalin ise Faşist. Fakat o bizim Atatürk’ümüzdü.
Onu hatırlayın!

Orkun Bey. Yazınız için gençlik adına teşekkür ederim.Bizde sizin gibi Atatürk devrimlerinin bir bir yıpratılmaya çalışıldığı bu günlerde gelecek ile ilgili kaygı taşımaktayız.Kaygılız ama öte yandan olan bitenin farkında olup da hareketsiz kalan sessiz bir çoğunluğun da oluştuğunu görmekteyiz.Halkımızın karakteristik özelliği gibi geliyor bana.Olanları izler sesini çıkarmaz,damarına basıldığı anda gürleyen bir kalabalık diyebiliriz.Bu hassas günlerde şiddetli bir tepki göremiyor olsak da gençliğin belleğinde yapılan haksızlıkların bir bir yer ettiğini umarım.
Tek korkum harekete geçme zamanı geldiğinde duyarlı bireylerin hafızasından yapılanların gitmemesi.
Son olarak Türk Gençliği popüler kültürün ve ekonomik imkansızlıkların içinde debelenirken bile içinden yurt sevgisini ve Atatürk sevgisini her daim taze tutacaktır.Yozlaşmış ve sindirilmiş gibi görünsek de yeri geldiğinde karanlıkları aydınlığa boğacak güç içimizde saklıdır.Yurt sevgisi ve Ata’mızın bize bıraktığı emanetleri gençliğimiz korumasını çok iyi bilir.
Yeter artık! 80 yıldır aynı terane!Milleti bunlarla uyuttunuz.Ama artık millet uyanıyor.Yakında arkanızda kimseyi bulamayacaksınız,gtiikçe azalıyorsunuz
Haşim Bey,
“Düşüncelerinizle” yorumda bulunmanızı tercih ederiz.
Herhalde bir yazı ancak bu kadar “boş” olabilirdi, neresinden tutsak elimizde kalıyor. Bu iddialardan hangi birini eleştirelim, en az bu yazı kadar uzun bir yazı çıkar. Şu “milli varlık” teraneleri her yerde eleştiriliyor zaten yeterince. Bir ilkokul öğrencisinin söyleyeceği şeyler tekrarlanmış, Orkun bey oralarda kalmış herhalde. Bunun dışında Atatürk demokratmışmış, devletçiliği “benzersiz”miş falan. Atatürk bildiğin solidarist korporatizmi uygulama çalıştı Türkiye’de, ki bu ekonomik sistemin ideolojisi de faşizmdir. Tek parti dönemi çok açık bir diktatoryadır Türkiye için. Gerçi kime laf anlatmaya çalışıyorum ben. Bol Kemalli günler.
Atatürkün sınıfsız bir toplum oluşturmaya çalıştığı doğrudur.Belki de en büyük hatalarından biri bu olmuştur.Toplumsal sınıf bilinci oluşmayınca siyaset ister istemez bir süre sonra kimliksel bir hale bürünmüştür.Bu da bugün yaşadaığımız bizi hiçbir yere taşımayan kısır tartışmaların içine soktu.Doğrudur Atatürk hızlı bir devrim yaptı,bu yüzden de devrimler aynı hızla geriye gitti.Sağlam bir temele oturtulamadı.Ancak burada bu yüzden Atatürkü suçlamak haksızdır.Çünkü o gün için halkın durumu göze alındığında başka bir çare yoktu.Eğer ondan sonraki siyasiler,bu devrimin temelini sağlamlaştırmak yerine ucuz politikalar gütmeseydi bugünkü tablo oluşmayacaktı
Ne oldu Orkun Bey?Bir cevabınız yok belli ki.Tıkanmış gördüm sizi.Bu boş lafların sizi bir yere götürmeyceğini siz de anladınız herhalde
Evet Haşim Bey, tıkandım. Gerçekten yukarıda kurduğunuz harika cümle ile beni benden aldınız, bunca okuyup yazdığım birikimimi bir anda sıfıra indiriverdiniz:)
Şaka bir yana, maalesef beni eleştirenlerde sloganist bir üsluptan başka bir şey göremediğim için cevap yazma ihtiyacı duymadım. Zaten yeteri kadar tarih bilgisi olan birisi, Atatürk’e karşı olsa bile üslubunu bu kadar kesin yargılarla kurmaz. O yüzden siz yorum kısmında istediğinizi yazabilirsiniz. İstemezseniz de yazmayınız, beni bağlamaz.
Saygılarımla
Meral Hanım’ın işkembeden atma yorumlarına ise verecek cevabım yok. Zira burası bir forum değil, isteyen istediği şekilde yorumlayabilir.
Esen kalın
Merhaba Hikmet,
“Atatürk’ün sınıfsız bir toplum oluşturmaya çalıştığı doğrudur.” diyorsun. Bu yargıyı M.Kemal’in “Biz sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış bir milletiz” sözünden mi çıkardın? Yoksa “Ben komünistim ve komünizmi ben kuracağım” sözünden mi? Bence taktik ve mistifikasyon amaçlı bu sözler yerine tarihi olgulara bakmak daha doğru olacaktır. Örneğin daha cumhuriyet kurulmadan önce 17 Şubat/4 Mart 1923 tarihleri arasında yapılan İzmir 1. İktisat kongresine…
Selamlar
Orkun Bey
80 yıldır bu ülkede müslümanlar,kürtler değil sizler konuşuyorsunuz.Ama bu son dönemdeki demokratik politikalarla kendinizi köşeye sıkışmış hissetmeniz normal son derece.Savunduğunuz hakim ses için deniz bitti,kara göründü.Hadi canım başka totaliter rejime!
Merhaba Atilla Bey
Tespitinizde son derece haklısınız. Ancak sadece sizin baktığınız doneler de yetmez. 1933′te uygulanmaya konan, Sovyetler Birliği’nden alınan ilk 5 yıllık kalkınma planı, Atatürk’ün Türkiye ekonomisi üzerine söylediği sözler, bilhassa ”ETATİZM” ve ülkede açtığı istihdam artırıcı fabrikalar ve sendikalaşma faaliyetlerini de göz önüne almak lazım.
Zira aynı iktisat kongresinde, sendikacılığın gerekliğine de vurgu yapılıyor. Olayları tek yönlü ele almayalım.
Ayrıca, Atatürk’ü öyle eleştiriyorlar ki, sanki yaptığı bazı siyasi manevraları kendi kişisel servetini artırmak için yapmış. Yahu, Lenin’e komünist olduğunu yazdıysa eğer, o şartlarda milletini kurtarabilmek için yaptı.
Gelecek nesillerin, yani bizlerin burada özgürce yazabilmemiz için, bir Alman’ın İngiliz’İn yanında başımız dik bir şekilde durabilmemiz için yaptı.
Haydi diğer bazı kişilere de cevap olarak yazalım. Solidarist Korporatizm bile olsa, zaten Atatürk’ten başka bir uygulayanı var mıdır bilmiyorum. Varsa yazın. (Solidarist Korporatizm zaten uygulanmadı da, hani düşünce bakımından Atatürk’ün bunu ideal olarak gördüğü yorumlanabilir)
Resmi adı Etatizm’dir ve İsmet İnönü bu ismi önermiştir. Ayrıca faşizme değil, tam tersi Stalin’in planlı ekonomisine benzer. Zaten Sovyetler Birliği’nden, çok ufak revizyonlarla alınmıştır.
Ama işte maalesef, buradaki mesnetsiz yorumlar, başımızdaki iktidarı da tek başına açıklayabiliyor.
Uğur Mumcu’nun dediği gibi, ”Bilgisiz fikir” çok tehlikeli bir olgudur. (Yorumun ikinci bölümü sizin için değil Atilla Bey, sizi tenzih ettiğimi tüm hassasiyetimle bildiririm)
Sevgilerimle
Haşim Bey,
80 yıldır dediğiniz yanlış bir kere. Çünkü 59 yıldır bu ülkede Kemalizm yok. 1938-1950 dönemi de ne kadar Atatürkçü tartışılır.
Sizi suçlamıyorum, yanlış anlamayın. Bu ülkede yanlış işleyen sağlıksız eğitim sisteminin bir sonucusunuz siz. Düzeltilmesi gereken bu yanlış sistem.
Size tavsiyem, derhal bir yakınçağ Türkiye tarihi yahut Cumhuriyet tarihi kitabı alıp okumanızdır.
Bu benim tavsiyem. Uygulayıp uygulamamak size kalmıştır.
Saygılarımla
Orkun Bey’in ”O’nu hatırlayalım” şeklindeki başlığı bile nelere yol açmış burada. Yorumcuların ağızlarından resmen ateşler püskürmüş.
Ne kadar korkunç ve inanılmaz bir durum..?
Meral Hanım yazıyı boş bulmuş. Yazı az bile.
Siz hiç Atatürk’ün NUTUK’ unu okumamışa benziyorsunuz. Asıl sizin hırsla savurduğunuz kin ve nefret kokan cümleleriniz boş.Dayanağı yok..İnkarcılıktan başka bir şey değil.
Bu ülkede yaşayan her vatandaş eşit haklara sahip.Öncelikle bunu hiç aklınızdan çıkarmayın..Hiç ama..
Özgürce nefes aldığımız, kelimenin tam manasıyla yoktan var edilmiş
bu cennet vatanı sadece ve sadece O’nun liderliğine borçluyuz.Bu asla yadsınamayacak bir gerçek..
Demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, tüm dünya ülkelerinin örnek gösterdiği eşsiz bir komutan ve liderdi o. Bağımsızlık derdine düşen tüm ulusların liderlerinin örnek alması gereken..
Öylesine ileri görüşlüydü ki burada ortaya serilmiş bu vahim durum ve çığ gibi büyütülmeye çalışılan benzerlerini 80 yıl öncesinden görmüştü..
Türkiye’nin görüp göreceği en zeki ve en haysiyetli politikacı veya ismi kim desek cevabı bilmeyen var mıdır?
Görüşlerini benimsersiniz veya benimsemezsiniz, eksik bulabilirsiniz. Neden komünizm getirmedi diyebilirsiniz, neden hilafeti kaldırdı da diyebilirsiniz, keşke üfürküçülerin şeyhlerin üstüne gitmeseydi de alenen mürit olabilmek için bu kadar zaman beklemeseydik de diyebilirsiniz. Hay Allah kadın haklarını kılık kıyafet değişimini de nereden çıkardı bu adam diyenleriniz de vardır. Savaştan çıkmış yoksul bir ülkeyken neden tam demokrasi getirmedi, neden federasyon yapmadı, hatta madem ileriyi görüyo pkk ile o daha pkk yokken neden anlaşmadı ki diyenleriniz de çıkabilir…
Zırvalamanın çeşitli yolları var. Mesela keşke Dövüş Klübü filminin senaryosunu o yazsaydı da anarşistlerin de gözüne girseydi. Yalnız bir opera yı murathan mungandan önce yazıp romantizm rüzgarları estirseydi falan filan vs…
Ama olayları kendi döneminin koşullarında değerlendirmek için gereken iki gramlık zeka için ben herkeslere bol miktarda balık tüketmelerini tavsiye edeceğim ama çakma balık değil, harbi balık.
Atatürk tanrı veya yarı tanrı değildi, elbette yarım kalan veya hiç başlamayan ama günümüz koşullarında elzem olan olayları olabilir. Şimdi 12 Eylül Darbesini asker yaptı diye Ata’yı mı suçlayacağız. Adam tam bağımsızlık diye yırtınıyor ama ülke onun bunu elinde oyuncak olmuş, sorumlusu Atatürk mü? Atatürk’ün neredeyse 100 yıl önce başlattığı aydınlanma hareketini geriye çevirmişler ülke şeyhler üfürükçüler memleketi olmuş, O’nun yaptıkları üzerine tek bir taş koyulmamış vs vs…
O zaman buyurun size gerçek demokrasi, Kürt halkı şeyhlerin ağaların elinde, ülke amerikalı şeyhlerin elinde, liberaller önüne geleni alkışlamaktan bi hal olmuş, Kıbrısı verelim AB ye girelim, Ermenistan la anlaşalım da nasıl olursa olsun obama şubama bubama mutlu olsun, pkk özgürleşsin de savaş bitsin…
Yahu burası bir ülke. John Lennon bile imagine şarkısında sizler kadar uçmadı:) Ütopyalar güzeldir, eyvallah da sallamaz alem bizi…
NOT: Bu yorumun yazarı değil ırkçı milliyetçi bile değildir. Balıkların insan ırkından daha zeki olduğuna inanır. Baktı pkk terörle istediğini elde ediyor İzmir Teleferik dağlarına birbaşına çıkıp Ege Cumhuriyeti dahi kurmak isteyip ütopyanın da dibine vurabilir:)
Sn.Atilla
Bunu Atatürkün bir sözünden değil icraatlarından çıkardım.Ayrıca Atatürkün “Ben komünistim,komünizmi ben kuracağım diye bir sözünü açıkcası bilmiyordum,eğer mecazi olarak kullanmadıysanız bunu da öğrenmiş oldum.Atatürkün yaptığı devrimde toplumsal sınıflara dahil bir uygulama açıkca görülmüyor.Ama bunu 15 yılda sağlamak çok zordu belki de.Çünkü sermaye birikimi yok, o olmayınca diğer toplumsal sınıfların doğması zor oluyor.Bu 15 yılda tamamlanacak bir süreç değildi zaten.Ancak Laik bir ülkeyi kurduktan sonra bununla sınırlı kalmayıp toplumsal sınıfların doğmasına ve bilince vakıf olmalarına yola açbilirdi.Ancak Emrahın dediği gibi kendisi Tanrı değildi.Yapabildiği buydu.Ve tek başına bir insan için fazlasıyla yeterliydi bence