Mütegallib İpte Mağlup Canbaz Galibiyetleri
Kıpır kıpır bir zeminde dengede durma ve elindeki yükü düşürmeme durumu bize başarı hazzını şüphesiz verecektir.
Ama “Birden fazla yükü taşımak bu hazzın katlarını verecektir” sonucuna götüren bir tutum, “Bir ağrı kesici ağrımı hafifletiyorsa fazlası beni daha iyi yapacaktır” düşüncesinden farklı değildir.
Biz dengede durmanın ve yükü düşürmeden taşıyor olmanın sarhoşluğunda seviniyoruz.
Halbuki hapsoluyoruz.
Yükler arttıkça gerçekle aramıza ağlar örülüyor. Kendi kendimize küreye dönüştürdüğümüz ağda her geçirdiğimiz saniye evrileduran bir örümceğin midesine doğru ivmelenen bir düşüşe denk geliyor.
Uzay ve zamandan örülü bir ağa takılı kalmış mahkumlarız.
Özgür başladık ama yükleri artırdıkça hapsolduk.
Yükler bizim oldu. Ama onlar yüzünden mahkumuz!

Bilgi Üniverisiteli öğrenciler Slavoj Zizek ile bir tür röportaj yapmışlar Kaçakkova’da bunu yayınlamıştı blogda…
Oldukça ilginç bir söyleşiydi heyecanla okudum…
Zizek’in şu lâfını seçtim: “İnsan doğası gereği yoz ve kirlidir. Doğala dönmek söz konusu değildir.”
Ve şu yorumu yazdım…
İnsan giyiniktir… Giysileri ilkel veya ileri teknolojiyle dokunmuştur…
Giysi çıplak vücudu örtmez sadece, anlamlandırır da…
Artık insan sunudur…
Yorumlanmıştır…
Yani o özgürlüğe dönüş mümkün değil…
Çok haklısınız. Dokunulan taş oynanmış taştır( Piece touchee, piece jouee ).