Lenin: “Farklı bir yol izleyeceğiz.”
Genç ve devrimci Lenin
Rusya’nın Simbirsk şehrinde doğan Lenin, yaşamının ilk yıllarında iki trajedi ile karşı karşıya kalmıştır. Bunlardan birincisi 1886 yılında babasının beyin kanaması sonucu ölümüdür. İkincisi de Mayıs 1887′de abisi Aleksandr Ulyanov’un Rus çarı III. Aleksandr’ın hayatına kasteden bir bombalama eylemine katılması nedeniyle asılmasıdır. Aleksandr tutuklandığı sırada yanında kız kardeşi vardır. Lenin’in kız kardeşi Anna’yı bu olaydan hemen sonra çar polisi, sürgüne göndermiştir. Üst üste yaşanan bu trajedilerin Lenin’in devrimci mücadeleye katılmasında etkili olduğu söylenmektedir. Abisinin öldürülmesi ve o zaman ki Rusya’nın koşullarından etkilenen Lenin, devrimci mücadeleye genç yaşında aktif olarak katılmaya karar verir. Devrimci mücadeleye katılan genç Lenin, geçmişte yaşanan mücadelenin derhal muhasebesini yapar. Oradan önemli dersler çıkarır. Doğru yöntemin Devrimci Marksizm ve işçi sınıfı mücadelesi olduğunda karar kılar. Marksizm’den ilk kez öğrencilik yıllarında etkilenen Lenin, siyasi olarak öğrenci gösterilerine katılır ve sonunda tutuklanarak sürgüne gönderilir. Sürgünlük süresi ondört ay sürer. Sürgünde kendisi gibi devrimci olan Krupskaya ile tanışır ve evlenir. Sürgün sırasında ve sonrasında Lenin “kariyer” yapmak yerine devrimci propaganda, devrimci teori ve devrimci eylemle uğraşmayı doğru bulur ve çalışmalarını o doğrultuda sürdürür. 1899 yılında ilk kitabı olan Rusya’da Kapitalizmin Gelişmesi’ni yayımlar. Bu kitaptan sonra devrimci eylem ve devrimci teori üzerine bir dizi makaleler ve kitaplar yazar. (Ne yapmalı?) Yazılarında çeşitli mahlaslar (takma isim) kullandıktan sonra, sonunda Lenin ismini kullanmaya karar verir.
Rus küçük burjuva sosyalizminden ve Menşevizmden kopuş
Rusya’da, yasadışı Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi kurulmuştur. Bu parti ile Lenin’in mücadelesi artık kendi istediği mecraya girmiştir. Lenin önce bu partinin taraftarı olarak küçük burjuva sosyalizm ile arasına mesafe koyacaktır. Sonra parti içinde Bolşevizm’i temsil ederek, Menşevizme karşı tutum alacaktır. Bu her iki durumdan dolayı Lenin, istediğini ilk etapta elde etmeyi başarmıştır. Çünkü hem abisinin ve onun arkadaşlarının yöntem olarak kullandığı bireysel şiddeti eleştirmiş ve kendini onlardan ayırmıştır. Hem de liberal burjuvazinin önderliğinden medet uman Menşevizme pirim vermemiştir. Lenin’e göre devrimci mücadele, emek ve özgürlüğün birleşmesi demektir. Lenin’in düşüncesinde teori ve eylem, ancak devrimci bir partide buluşur. Lenin ve arkadaşları bu ilişkiyi Şubat ve Ekim sürecinde doğru kurmuştur. Böylelikle devrimci teori, işçi sınıfı ve ezilen halklar ile buluşmuş şartların elvermesi sonucu, 1917 Ekim devrimi başarıya ulaşmıştır.
Bir resmin anlattıkları…
Marksizm ve işçi sınıfının devrimci iradesinin kurucu unsuru olan Lenin’in sözünü, ressam Beluzov “Farklı bir yol izleyeceğiz” adlı ünlü tablosunda resmeder. Ressam bu tabloda genç Lenin’i ve annesini Aleksandr’ın acı kaybı için yas tutarken gösterir. Beluzov yaptığı bu tabloyla onlarca kelimenin ve kitabın anlatamadığını tek bir resimle anlatmaya çalışmıştır. Resimde Lenin kararlı, inanmış bir figür olarak gösterilmiştir. Fakat oğlunu yitiren anne üzüntülüdür. Oysa Lenin’de ileri ve geleceğe bakan bir irade vardır. Lenin yine de el teması ile annesini teselli etmek ister. Annesine ve kendisine yaşadıkları trajediden ders çıkardığı ünlü sözünü sarf eder: “Farklı bir yol izleyeceğiz.” Bu cümle Lenin’e ve mücadelesine ait her şeyi tanımlar. Çünkü Lenin devrim için bireysel yöntemleri reddeder. Onun için mücadele toplumsal ve siyasaldır. Lenin açısından işçi sınıfı ve kitleler örgütlü ve politize olmalıdır. Bu yaklaşımı genç yaşında benimseyen Lenin ideolojik ve teorik olarak Marksizm’i kılavuz olarak benimser. Devrimci süreçte ve sosyalizmin inşasında politik, ideolojik ve örgütsel olarak işçi sınıfına inanır. İşte bu kabul Lenin’i geleneksel Rus devrimci mücadelesinden radikal bir şekilde koparmıştır. Menşevizm ve bireysel mücadeleden bu kopuş, tarihte gerçekleşecek ilk işçi devriminin kilometre taşlarını döşemiştir.
Bu topraklarda ise yıllarca mücadele veren Kürt halkı ve şimdilerde işçi sınıfının bütününe azim kazandıran Tekel işçilerinin kararlı tutumu “farklı” bir yolun işaretini gösteriyor gibi…


çoğu insan 12 Eylül darbesinin giderek yükselen işçi ücretlerine ve örgütlenmesine karşı yapıldığını bilmiyor…
akp o yüzden mi acaba 12 Eylül’ün sorumlularını yargılamaktan kaçınıyor ve T.E. yüksek perdeden Tekel İşçileri’ne “Haddinizi bilin!” diyerek katılaşıyor…