Kardeşlerimizi koruyamadık!

Barışa özlem duyan bu toprakların insanları DTP’nin kapatılması ve 37 yöneticisinin beş yıl siyaset dışı kalması sonucu bir kez daha derinden sarsıldı. Açılım tartışmalarının bu noktaya gelmesinde CHP ve MHP ne kadar suçlu ise AKP’de o oranda suçludur. Anayasa mahkemesinin kendisi hakkında kapatma kararına tepki gösteren AKP, açılım süreci boyunca DTP’nin kapatılmaması konusunda hiç bir önlem almadı. Bu süreci bol hamaset ve demagoji ile berhava etti. Ne ağzına demokratik yeni bir anayasayı aldı, ne de Kürt şehir ve köylerinin isimlerinin tekrar iadesini. Kürtçe anadil konusunda samimiyetsiz davranarak genlerinde taşıdığı sahte bir çift dil kullanmış ve sorumluluktan hep kaçmıştır.
Anayasa mahkemesinin hukuksal olmayıp siyasi olan bu kararı: Partiye üye olmayan Leyla Zana’ya siyasi yasak getirmiştir! Bu açık bir şekilde Kürtlere karşı bir kan davası gütmek anlamına gelir! İkincisi anayasa mahkemesi anayasaya karşı suç işlediğini iddia ettiği DTP’nin kapatma kararını gerekçesiz olarak açıklamıştır. Bu tutum anayasaya aykırıdır. Anayasa mahkemesi bu bağlamda anayasal suç işlemiştir.
21 milletvekiline sahip olan DTP Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk’ün üyeliği düşürülmesi sonucu grupsuz kalmıştır. Genel başkan Ahmet Türk yaptığı basın açıklamasında: “Parlamentoya gitmeyeceklerinin ve çalışmalara katılmayacaklarını” deklare etti. Bu durum çok açık bir biçimde savaş cephesinin bir kazanımı, barış isteyenlerin ise siyaset dışına itilmesi anlamına gelmektedir.
Bu kötü sona yaklaşırken CHP ve MHP’nin başını çektiği milliyetçi (ve ulusalcılar) blok her ne kadar sorumlu ise kendisini “sol” olarak (TKP ve İP) ifade eden aslında bir çeşit ulusalcı sol olan sosyalistler de sorumludur. AKP’ ye başından beri destek veren AB’ci liberaller ise bu konuda AKP’nin dümen suyundan giderek Kürt sorununu, Erdoğan’ın inisiyatifine bırakmışlardır.
Şimdi içine girmiş olduğumuz bu süreç tehlikeler ve çatışmalarla dolu bir yoldur. PKK’ye karşı ABD’nin işbirliği önerdiği TSK ile PKK arasındaki olası bir çatışma milyonlarca Kürt ve Türk’ün geleceğini karartacaktır.
Bu olumsuz gidişatı önlemek için toplumun duyarlı ve ezilen kesimleri (Sosyalistler, Alevi-Bektaşi örgütleri, sendikalar, demokrat aydınlar, emekten yana olan siyasi partiler, bağımsız kadın hareketleri, dindar demokrat Müslümanlar) derhal birleşik emek, barış ve özgürlük hareketini oluşturarak bu sürece müdahale etmenin koşullarını yaratmalıdır.
Bu güçler gettolara sıkışmış özgürlük mahkûmlarının (CHP, MHP ve AKP’ye sıkışmış) önünü açacak, yeni, demokratik ve özgürlükçü bir anayasa için kurucu bir meclis gibi çalışmalıdır.

DTP nin kapatılmasını hangi eksende tartışacağımız aslında önemli olan.Kapatılması hukukimiydi diye tartışacaksak eğer karar bence fazlasıyla hukukiydi.DTP zaten kapatılmayı istedi,siz hala karar hukuksuz diyorsunuz.Terörle arasına hiç bir şekilde arasına mesafe koymadı ve çözümün adresini İmralı olarak gösterdi.Devamlı olarak gerginliği artıran söylemlerde bulundu.İngilterede Sinn Fein İRA terörünü kesin bir şekilde redderek masaya oturdu ve çözüme ulaşıldı.DTP bu cesareti gösteremedi veya göstermek istemedi.Bir elinde güvercin bir elinde silah tuttu hep.
Eğer tartışılacak olan DTPnin kapatılması sorunu çözer mi ise?Cevabım tabii ki hayır.DTP bölgede öyle ya da ağırlığı olan ve 2.5 milyon oya sahip bir parti.Zaten artık partilerin kapatılmasının arkasındaki kitleyi de kapatmayacağı siyasi parti mezarlığımızdan belli.Bu kararın hiç bir anlamı yok bence.Ayrıca Aysel Tuğluk gibi ılımlı bir isme yasak gelirken Emine Ayna gibi gerginlikten başka bir şey yaratmayan biri cezasız kaldı
“PKK’ye karşı ABD’nin işbirliği önerdiği TSK” lafınızı açıkcası anlamadım,bence çoğu kişi de anlamamıştır.PKKnın ABD himayesinde yaşadığını,bugün ilkokula giden bir çocuk bile bilirken sizin ABDnin TSKya PKKya karşı işbirliği önerdiğini söylemeniz gerçekten çok ilginç.
Ayrıca TKP yi ulusalcı sol diye yaftalamışsınız.Hadi İPnin solla bir alakası yok tamam da TKPyi nereden çıkardınız anlamadım.Ben TKPli değilim,ancak eğitim sürecimde TKPli arkadaşım çok oldu.Kendileri ulusalcı veya milliyetçi değillerdir.ABD ve emperyalizme karşıdırlar ama bu doğru.Tabii Solu Ufuk Uras ,taraf gazetesi vs… ekseninden ibaret görüyorsanız o başka
bugün Ahmet Türk’ün konuşmasını dinlerken şimdiye kadar hiç böyle bir kucaklayıcı konuşma yapmamış olması ne acı ve ne yazık diye düşündüm ben.Çok üzücü gerçekten böyle siyasette zarif bir insanın sesini diğer yırtıcılara kaptırması.Meydan dağa çıkacaklara,çıkarım ha diyenlere ve dağda gezinenlere kalmasaydı.Yangına körükle gitmeğe onlar da diğerleriyle yarışmaz umarım…
Sokaklarda bayram yapan sesleri duydukça içim sızlıyor Atilla.. Anlayamıyorum bu sevincin nedenini…
Almanya’da Türkler parlementoda nasıl temsil ediliyorsa….
Gerisini getirmek içimi sızlatıyor.
Aynı acıyı diğer kapatmalarda da yaşamıştık.
Karar tamamen siyasi.
Bu anayasanın özgürlükler için fazlasıyla dar geldiği, hatta sökülüp parçalandığı, iyice anlaşılmıştır artık.
Yazınızda işaret ettiğiniz gibi bu konuda da yalap şap oldu çabası erk’in.
Savaş ortamı ısrarla pekiştirilmek isteniyor.
Yazık bu coğrafyaya,
Çok yazık…
Çok teşekkür ederim Size Atilla Doğan. Böyle vicdan sahibi bir yazıyı kaleme aldığınız için.
Benim bildiğim Almanyadaki Türkler bir terör örgütüyle organik bağ içinde değiller.Açıktan bir terör örgütünün savunuculuğunu yapmıyor.Fark bu olsa gerek.
Sevgili Atilla, açılımın hikayeden oluşunun bir göstergesidir DTP’nin kapatılma kararı bana göre. Şaşırmadım karara… Bu şekilde bir politika izlendiği taktirde açılım nasıl hikaye olarak kalacaksa (ki, bu kesin), barışta “süslü püslü” bir hikayeden ibaret olacaktır bu apaçık ortada.
Senin de belirttiğin gibi “Toplumun duyarlı ve ezilen kesimleri”nin güçlerini birleştirip “sürece müdahale” ve bir de sanırım Halk’ın egemenliği için “mücadele” etmesi şart. Daha da, geç olmadan…
Güzel bir yazı. Tespitlerinde de oldukça haklısın. Kalemine sağlık…
Arkadaşlar,
Ben SYP sayfalarında ısrarla bu topraklarda iki burjuva kamp(kökten Kemalist-Laik ve İslamcı-Liberal) arasında yürütülmekte olan politik bir iç savaştan bahsettim. Bu mücadele her evresinde kıran kırana geçti. AKP’nin kapatma davasından, darbe girişimine, oradan da ergenokon ve açılım sürecine kadar. Fakat AKP kritik aşamalarda hep TSK ile uzlaşma yoluna gitti.(Şemdinli, Dolmabahçe ve darbe planlarında)Bu uzlaşma girişimleri AKP hükümetini reformlar konusunda hep tökezletti. AKP’nin kendisi de burjuva olduğu için statükocu güçler ile mücadeleyi sonuna kadar götüremedi. Ve açılım süreçine bu aksak adımlar ile gelindi. Hiç bir hazırlığı yapılmamış ve Kürt sorununu çözmek yerine, PKK ve DTP’yi çözmek(tasfiye etmek) anlamına gelen yol seçildi. Bu tam bir şark kurnazlığıydı. AKP’nin bu zayıf yanını gören kökten kemalist ulusalcı cephe politik basınç ile açılım süreçine takoz koydu. AKP’nin önünde şimdi iki yol var: Ya savaşı yürüten taraf olacak ya da samimi adımlar atarak Kürt halkının temsilcileri ile masaya oturacak! Ama her duruma karşı birleşik emek ve özgürlük güçleri zaman kaybetmeksizin harekete geçmelidir. Ve yeni bir anayasa mücadelesini önüne koymalıdır.
Peki sevgili hikmet;
Kapatılan muhafazakar partiler de mi teror örgütleri ile bağlantılıydı?
Gördüğüm şu; Devletin içinde var olan bir grup, kendi siyasi görüşünün haricinde hiç bir görüşe tolerans göstermiyor.
Politik tarihimizin mezarlıkları kapatılan partiler ile ve düşüncelerinden dolayı yargılanmış binlerce insanla dolu. Öldürülenleri saymıyorum bile.
Bu Ortaçağ zihniyeti bu coğrafyaya zarar veriyor ve bu kadar.
Sizin göstermeye çalıştığınız fark bu olsa gerek asıl.
Şaka gibi.
Sevgili Ataol
Ben zaten parti kapatılmasına karşıyım.Zaten demişim,bu kararın hiç bir anlamı yok diye.Kapatılan muhafazakar partiler terörle bağlantısı var demedim zaten ben ve zaten AKPnin kapatılmasına ben sonuna karşıydım senin yaptığın alakasız eşleştirme için dedim
Bu platformdaki,at gözlülük ,faşistlik,kendi çalıp kendi oynamacılık,yazımın üstüne yazı istemezükçülük bu yazıda da yine ortaya çıkmış.Atillaya sorduğum bir soru karşısında belki de bana değildir tabii dam üstünde saksağan bir yorum yazmış.Çünkü karşı cevap vereck fikri yok.O sadece ezber kalıp fikirlerini yazacak,diğerleri de “Harikasın Atillacığım” diyecek.Kusura bakmayın.Size söylediğim nbir söz cevap verseniz bile bana aynen dönüyor.Neyse sizi sizle başbaşa bıraKIYORUM.Kendiniz çalın ve oynaYIN her zamanki gibi
Saygılaar
Geçmişe bir göz atalım. AKP’nin hükümete gelişi, laik-ulusalcı kesimin bunu hazmedemeyişi, Cumhuriyer mitingleri ile devirmeye çalışmaları, olmayınca darbe planları, Kürtlerin meclise girişi, bu herkesin üzerinde soğuk duş etkisi yapmıştır. Şemdinli olayı, akp’nin bu olay karşısında geri adım atması, c.başkanlığı seçimi gerilimi, 367 olayı, burjuva iç savaşının kızışmasına neden olmuştur. Dolmabahçe mutabakatıyla, Kürtlerin taleplerinin bastırılması konusunda uzlaşılmış geçici ateşkes ilan edilmiştir. Obama’nın başkan seçilmesiyle dünyadaki konjoktörün değişeceği anlaşılmış, artık savaş taktiğinin yerine, önce yumuşak bir şekilde değiştir, değiştiremiyorsan ılımlılaştır bu da olmuyorsa savaş taktiği geliştirilmeye başlanmıştır. Abd’nin Irak’tan çekileceğinin anlaşılması ve bu bölgede istikrar istemesi, Türkiye’nin yeni bir role soyunmasınıda gerekli kılmıştır. Hükümetin son zamanlardaki çıkışı, bölgesel bir güç olmaya çalışması, enerji yollarının topraklarından geçecek olması, bölgedeki çatışmaların ve anlaşmazlıklarında bitmesini gerektirmekteydi. israil’e kafa tutarak arap dünyasının sempatisini kazanması, Suriye ile ve iran’la yakınlaşmalar, Ermenistan’la ilişkilerin düzeltilmesine çalışılması, Kıbrıs konusundaki adımlar ve en nihayetinde Kürt sorununun çözüleceğini açıklaması bu yeni konseptin yansımalarıdır. C.başkanı A.Gül’ün Kürt sorununda “iyi şeyler olacak” açıklamasıyla başlayan sürec, yerleşim yerlerinin Kürtçe adlarının telefuzuyla bir bahar havasının yaşanmasına neden olmuştur. Laik-kemalist kesimin büyük tepkisiyle karşılaşan bu süreç, Kürtlerin taleplerini açıklamasıyla hükümetin geri adım atmasına neden olmuştur. Her yumuşamanın ardından olduğu gibi yine bir olay olmuş gerilim artmıştır. Bu olay “dağlıca baskınıdır”. Hükümet bu olaydan sonra Dtp ile görüşmemiş süreç çıkmaza girmiştir. Abd,ab ve kamuoyunun baskısı ile bu görüşme gerçekleşmiş olsa bile, islami-liberal kanadın Kürt sorununu Kürtler içinde olmadan çözmeye çözmeye çalışacağı anlaşılmıştır.
Obama’nın Afganistana yoğunlaşmak istemesi, Türkiye’den muharip güç istemesi, Türkiye’nin olumsuz yanıt vermesi bir pazarlık konusu olacağının işaretleri olarak algılanabilir. Tamda bu sırada Öcalan’nın yaşam koşullarının kötüleştirilmesinin Kürtler arasında olaylara neden olacağı öngörülmüştür. Görüşmeden bir gün önce Dtp’nin kapatma davasının esastan görüşülmesinin açıklanması ve Reşadiye baskınının zamanlaması (zira baskını gerçekleştirenler, istihbarat aldıklarını söylüyorlar telsiz konuşmalarında, birilerinin yeniden düğmeye bastığının göstergesi olarak görülmelidir. Bir pazarlık yapılmıştır, Kürt (pkk’nın tasfiyesi) sorunu Türkiye ve abd’nin Ortak askeri operasyonuyla çözülecektir benim kanaatimce.Türkiye’de Afganistana muharip güç gönderecektir.Dtp kapatılmıştır, iki milletvekilinin, vekilliği düşürülmüştür. Muhtemelen Ab’ye Kürtleri parlementodan atmadıkları mesajı verilmektedir. Ama Etkinlikleride ortadan kaldırılmıştır.Kürtler bu hamlayi görmüş olacaklarki “sine-i millete” dönme kararı almışlardır.
Akp’nin bu iki yüzlülüğü muhtemelen onlarında başını yiyecektir. Burada tüm demokrat kamu oyuna düşen görev, özgürlükçü, barışçı, emekten yana, demokratik ve gerçek laik bir anayasa yapılması için çalışmak olamlıdır. Bir iç savaşı önlemek için sloganımız daima “YAŞASIN TÜRK VE KÜRT HALKLARININ KARDEŞLİĞİ” olmalıdır.
Dtp belki bilinçli belki Öcalan baskısıyla politika üretebilmek yerine ”ben bilmem beyim bilir” tavrıyla hep İmralı yı muhatap alın dedi. Haklı oldukları bir konuyu bile ellerine yüzlerine bulaştırdılar ki buna devam ediyorlar. Parti kapatmaları, merkezi sistemin ciddi bir muhalefete veya farklı bir sese tahammülsüzlüğü konusunda son derece haklısınız. Ama biraz zeka ve biraz asil bir duruş beklemek çok mu? Yıllarca siyasetin içinde bulunmuş insanlar, meclise girmişler tüm Türkiye’ye hatta dünyaya seslerini duyurma şansları var, arkalarında tam sayısını bilemiyorum ama milyonlarca insan var ve duyurdukları ses, ”Beni sallamayın ben bilmem İmralı’ya sorun.” Siyaset yapmak bu mudur? Gerekiyorsa özgürlük için barış için demokrasi için neler ne canlar feda edilirken adamlar Öcalan’ın odasının konforunu bir halkın özlemlerine tercih ediyorlar. Bu savaşta binlerce insan öldü ne çirkinlikler yaşandı ne hayatlar karardı, geldiğimiz nokta o faşist bu müslüman o daha iyi müslüman şu pkklı bu darbeci o ergenekon vs vs…
Öncelikle herkes insan ve herkesin insan gibi yaşama hakkı var. ama maalesef herkes sadece ve sadece kendisi için istiyor bunu. En başından beri söylüyorum açılım vs hikaye. Yoktu zaten böyle birşey. Bir tiyatro oynandı ve geçildi. Akp oy kaybedeceği koltuk kaybedeceği bir şeye destek vermez. Öcalan Kürt halkının refahı veya mutluluğu veya istediği koşullarda yaşayabilmesi için bile bu halk üzerindeki iktidarından vazgeçmez. İşin özü bu zaten kimse elinde tuttuğu iktidarından vazgeçmiyor.
Eline sopa alan çobanım deyip halkı afbuyurun sığır sürüsü yerine koyuyor ve halktan da şu ana kadar bu konuda bir itiraz gelmiş değil maalesef.
Madımak hala yanıyor, yakanların avukatları açılım diyor:) Meclis insan hakları komisyonuna Ökkeş Şendiller çağrılıyor Maraş katliamı sanığıydı yanlış hatırlamıyorsam. gencecik insanlar özgürlük adına önüne gelene molotof kokteyli sallıyor, birileri bu çocuklara silah çekiyor… Ve biz hala demokrasi hayali kuruyoruz. Hem de bunu bu meclisten akp den chp den mhp den dtp den bekliyoruz.
Şu paragrafınız sanırım bir miktar ahlakı zekası ve iyi niyeti olan herkesin ortak özlemine duygularına lisan oluyor, en azından benim;
”Bu olumsuz gidişatı önlemek için toplumun duyarlı ve ezilen kesimleri (Sosyalistler, Alevi-Bektaşi örgütleri, sendikalar, demokrat aydınlar, emekten yana olan siyasi partiler, bağımsız kadın hareketleri, dindar demokrat Müslümanlar) derhal birleşik emek, barış ve özgürlük hareketini oluşturarak bu sürece müdahale etmenin koşullarını yaratmalıdır.”
Ama maalesef bu ülke önce bu saydığınız kesimleri paramparça etti. Müslümanı diyeni cemaatlere teslim etti, sendikaları demokrasi hak hukuk peşinde koşması gereken sivil toplum örgütlerini dağıttı sorosmanyağı birton örgüt koydu yerine medya desen adam gibi medya olsa bunca bloga ne hacet:)
Ne diyelim Allah hepimize akıl fikir versin.