İşe İade Yasası
DSP, ANAP, MHP Koalisyon Hükümeti tarafından hazırlanan, 9 Ağustos 2002 tarihinde kabul edilip 15.3.2003 tarihinde yürürlüğe giren, (kamuoyunda iş güvencesi kanunu olarak bilinen) 4773 sayılı İş Kanunu, Sendikalar Kanunu, Basın Mesleğinde Çalışanlar ve Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun iş yaşamımızda bazı yeniliklere neden olmuştur. Her ne kadar iş güvencesi yasası olarak bilinse de, tam olarak bir iş güvencesi sağlamamaktadır. 1475 sayılı iş Yasası’nın temel ilkesi ve işçiyi koruyucu yorumuna rağmen antidemokratik olarak düzenlenmiş ve uygulanan 13. ve 17. maddeler nedeni ile bu güvence pek bir işe yaramamaktadır.
İŞ G Ü V E N C E S İ K İ M L E R İ Ç İ N?
4773 sayılı Yasa’nın 2. maddesi ile 1475 Sayılı İş Yasası’nın 13. maddesi değiştirilmiş olunup anılan madde ile İŞ GÜVENCESİ:
1- Süresi belli olmayan sürekli işlerde çalışmak kaydı ile,
2- 10 veya daha fazla işçinin çalıştığı işyeri veya işletmede çalışanların (İşveren vekili olanlar hariç)
3- En az 6 ay çalışmış olmak şartı ile;
a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya çalışma saatleri içinde işverenin rızası ile sendikal faaliyetlere katılmak,
b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak,
c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan hakların takibi için işveren aleyhine idari ve adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılan sürece katılmak,
d) Irk, renk, din, dil, medeni hal, siyasal görüş, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum ve benzeri nedenler,
e) 74.maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek
f) Hastalık veya kaza nedeniyle, 25. maddenin I. bendinin, b. alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık nedeni ile işverenler tarafından yapılan işlemler geçersiz sayılacaktır. Bu durumda olan Çalışanlara İş Güvencesi sağlanmıştır. Yasanın bu düzenleme şekli belirli süreli hizmet sözleşmesi ile çalışanları kapsam dışı bırakmıştır. Bir başka düzenleme ise aynı iş kolunda olsa bile 9 işçinin çalıştığı işyerlerinde çalışanlar ile 6 aydan az hizmeti olanlar için yasanın uygulanmamasında kapsam dışı bırakılmıştır. 13. maddeye eklenen son fıkra ile önceden var olan fesih hakkının kötüye kullanılmasına ilişkin tazminatlar aynen tekrar edilmekle yetinilmiştir.
F E S İ H S E B E P L E Rİ v e U S U L Ü
Yeni düzenleme ile 1475 sayılı Yasa’nın 17.maddesi aynen korunmakla 13/A maddesinin ilavesi ile:
a) İşçinin yetersizliği,
b) İşçinin davranışlarından,
c) İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebep olmadıkça işçinin hizmet sözleşmesinin fesh edilemeyeceği öngörülmüştür. Aynı maddenin 2 fıkrası ile daha önce var olup kanunda açıklanmayan kötü niyetli fesihler ayrı ayrı gösterilmiştir. Yasanın bu şekli ile düzenlenmesi soyut kavramlarla “işçinin yetersizliği, işçinin davranışları, işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli sebepler” feshe olanak sağlaması ihtilafların artmasına neden olabilecektir. Kanunun 13/B maddesi sözleşmenin feshinde usulü düzenlemiş olup 1475 Sayılı yasa’nın 17/2 maddesini aynen yürürlükte bırakıp fesih bildiriminin yazılı olmasını ve fesih sebeplerinin de açık ve kesin bir şekilde belirtmek yükümlülüğünü getirmiştir.
ILO (The International Labour Organization – Uluslar Arası Çalışma Örgütü) sözleşmelerine uyum için olsun, AB çalışma mevzuatına uyum için olsun çıkarılan yasalar ve yapılan düzenlemeler hiçbir zaman tam bir iş güvencesi getirmemektedir. İşveren istediği zaman işten çıkarma hakkına sahiptir. İşe iade işverenin keyfiyetine kalmıştır. İşveren çoğunlukla ön görülen tazminatı ödemektedir. Bu yasa kesinlikle tüm çalışanları kapsamamaktadır bu yüzden kadüktür.
