Kulak Misafiri

Gürültünün Tecavüzü-II

271523Bir önceki yazıda komşumuz polikliniğin jenaratörüynen, iklimlendirme sistemiynen yarattığı gürültü kirliliğine karşı bir mücadele başlatacağımı belirtmiş idim (bkz. Gürültünün Tecavüzü). Evet dediğime başladım, gürültünün giderilmesi adına öncelikle Göztepe -yeni öğrendim SSK değil- Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Merdivenköy Polikliniği’ni ziyaret ettim.

Başhekim Yardımcısı Nerede:

Başhekim yardımcılarına ulaşmaya çalıştım. Danışmadan bana birinci kata çıkın dediler. Odacılar odalar gösterdiler. Bir sürü başhekim yardımcısı tabelası vardı fakat hepsi boştu. Müdürlüğe baktım kapısı kitliydi. İdari işlere baktım. Duvar yüzlü bir zat. Beni tekrardan boş odalara yönlendirdi. Nasıl da gözümden kaçmış. Hay Allah! Koca bir masada afili bir hanımefendi beyaz gömleğiyle oturmuş, heyecanlı heyecanlı telefonla konuşuyordu. Telefonda çocuğuna çıkışıyordu. Bir yandan da odacıya iş gösteriyordu. Uzun uzun dinledim. Nihayet konuşma bitti. Sonra bana lütfederek döndü, “Ne vardı?” dedi. Uzatmadan anlattım. Bunun üzerine “Başhekim muavini gelince ona anlatırsınız.” dedi.  “Peki siz kimsiniz?” “Ben sekreterim.” dedi, adeta ‘Ben başhekimim’ der gibi. Peki başhekim yardımcısını nerde bulabilirdim? Saat şimdi iki, üçten sonra gelmeliymişim. Burda bulamazsam şuraya bakmalıymışım.

Teknik Bölüm Arazi:

Bu jenaratör ve iklimlendirme sisteminin arızlarına elbet teknik bölüm hâkimdir diye düşünerek. Teknik bölümü aramaya koyuldum. Çalışanlara kolay bana zor gelen yol tariflerini dinledim. Ben anlamadıkça sinirlendiklerini fark ettim. Niyse. “Şurdan sağa dönün.” ordan iki tane sağa dönüş var. “Rampada göreceksiniz.” Rampa mı? A evet rampa. Ama bu rampadan iki tane var. “Şuraya sorun.”, “Buraya sorun.” Mâlum hastane bir dolambaçtır (labirenttir). Neyse buldum aradığımı. Ama kapısı kapalı. Bir odacı “Kapıya vur açarlar” dedi. Kapıya vurdum. Kapı duvar. Daha güçlü vurdum. Başka bir odacı, “Yahu gardaşım zile bassana. Güm güm vuruyon kapıya.” Aaa! Zil. Nasıl da fark etmemişim. Bastım. Bastım, bastımmmmm! Açan yok. Nerde teknik elemanlar? Danışmaya çıktım. “Teknik elemanlar arazi olmuş!” dedim. Danışma siz “Hasta Hakları’na gidin en iyisi.” dedi. Ama ben hasta değildim ki. Yahut hastaydım da farkında değildim. İhtiyaten gittim.

Hasta Hakları Perisi:

Hasta hakların’da iyilik perisi bir hanımefendiyle konuştuk. Çok iyi bir insandı beni dikkatle dinledi. Beni dinlerken başka bir hasta içeri kafasını uzattı, “Bi şey diycem gitcem” dedi. Hastaya beklemesi söylendi. “Yaa gelsin söylesin. Üstelik ben hasta değilim bu aralar. Onun daha çok hakkı var.” demem işe yaramadı. İyilik Peri’m Hastane Müdürü’ne şıp diye ulaştı.  Sonuç. Bir dilekçe yazıp ve mümkün olduğunca çok çevre sakinine imzalatıp başhekimliğe vermeliymişim. İyilik Perisi’yle duygusal bir bakışmanın ertesinde hasta haklarını terk ediyordum ki ben kapıdan çıkarken on dakikadır bir kelam için dışarıda beklemekten pancara dönmüş hasta beni iterek içeri daldı. Haklıydı. Sadece sustum  ve mahcubiyet duydum.

Poliklinik gezim boyunca bir şeyi fark ettim. Kapılar pencereler hep açıktı. O dışarı yerleştirilmiş iklimlendirme kaynakları gürültü çıkarmaktan ve enerji emmekten başka bir işe yaramıyordu. Zira içerisi dışarıdan sıcaktı. “Kendine hayrı yok.” denir ya.

Mahallede İmza Toplamaca:

Önce dilekçemi yazdım. Ertesi gün mahalleye aktım. İmza toplarken bazı insanların imza vermekten imtina ettiklerini gördüm. Onun nedenini bir sonraki paragrafta çaktım. Öte yandan jenaratörün dibindeki apartmanda oturanların sorgusuz sualsiz imza vermeleri; kaleme ve kağıda gösterdikleri saygı/minnet dikkate şayandı. Daha Jeneratör’ün Je’sini söylemeden dilekçeye basıverdiler imzayı.

Evrak Kabul:

İmzalı dilekçemi alıp Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gittim. İdare katını yanlış tariflere rağmen buldum. Hasta Hakları’nın önerdiği gibi önce Evrak Kabul’e gittim. Evrak Kabul cayır cayır yanıyordu. Kapılar camlar açıktı. Daha da ilginci dilekçemi geri çevirdiler. Toplu dilekçe suç dediler. O iş seksenlerde kalmamış mıydı? Kalmamış. Sonra biraz gezindim hukuk sitelerinde bu yasak yürürlükteymiş. Peki n’apıcaz? Mahallelinin imzasını tutanak yaptık. Başka bir ön dilekçe yazıp iki sayfayı bitiştirerek işi çözdük. Güzel. Şimdi muavine götür bunu dediler.

Baştabip Muavini:

Önce Baştabip muavinine gittim. Onun odası serindi, hoştu. Bu odada kalabilirdim yaz boyu. Muavin bu konu beni aşar doğrudan başhekime naş dedi. Ben de başhekime gittim.

Başhekimlik:

Başhekimin odası soğuktu bile denebilir. Başhekim koca masasında son derece konforlu büro takımının içinde küçücük ve soğukkanlı oturuyordu. Yanında da hastane müdürü vardı. -Bu manzarayı yorumlamadan geçiyorum.- Durumu kısaca izah edip dilekçe ve tutanağımı uzattım. Jeneratörün sesi bizden değil. Ayedaş’ın hatası dediler. Nasıl bir hataysa kırk sekiz saat kulakların ırzına geçmek. Sonra iklimlendirme pervanelerinin gacur gucur sesini anlattım. Biz bu konuda sizden ileriyiz dediler. “Göreceğiz.” dedim içimden. Odayı terk etmeden önce değerli yazarımız Ali Sökmen’in negatif dışsallık-pozitif dışallık örneklerini verip negatif dışsallık yaydıklarını ima ettim son olarak. Başhekim pek alındı ve “Ama siz de kışın doğal gaz yakarak havayı kirletiyorsunuz.” dedi. Haklıydı ama saman balyalarından ev yapılmıyordu ki yazlarımız serin kışlarımız sıcak geçsin ve hiçbir surette enerji tüketmeyelim. Dışımdan gülümseyerek içimden kahkaha atarak çıktım.

Ve:

Şu ân mahalle sessizlik içinde. Çünkü cumartesi ve iklimlendirme pervaneleri poliklinik kapalı olduğu için dönmüyor. Ve on-on beş gündür de jeneratörün gürültüsü yok. Ama sanırım ikinci aşamada pervaneler için belediyeye dilekçe vereceğim.

Yazıyı buraya kadar şişmeden okuyanlara da bir ödül: Pertev Naili Boratav’ın derlediği bir Nasreddin Hoca fıkrası’nı aynen basıldığı gibi aktarıyorum: Merhûm merkebini zayi edüp hem arar hem türkü çığırır imiş. “Merkebini zâyi eden türkü çığırmaz feryâd eder.” demişler. “Bir şu dağın ardında ümidim kaldı; orda da bulamazsam seyr et sen bendeki feryâdı.” demiş. (Baskı: Edebiyatçılar Derneği)

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorumlar

Arsiv

...  Add to Technorati Favorites  Google a Ekle