Saclari Deli Coruh

Entropi

Entropi

Kitabımın sayfaları arasında bir cümleyi okuduktan sonra şunu mırıldandım:

-Geriye dönüş diye birşey yok. Hiç olmadı.

Kitapta, tarihin bir bozunma süreci olduğuna inanan Yunan Horace “Zaman dünyanın değerini düşürür” diyordu (1). İşte tam burada açılıverdi düşünme seferimin kapıları. Seferin başında dağınık ve düzenli üzerine yüzeysel bakışlarım oldu.Yanlış seçim ve doğru sonuç üzerine devam etti. Asıl elime kalemi aldıransa hatayı düzeltmek için sarfedeceğimiz enerji yerine doğru kararı baştan alabimenin kıymetiydi. Harcanılan vaktin sadece bize değil evrene ait olduğuna dair bir kanı oltama takıldı. Ve tam bu noktada bir balık sürüsü yakaladığıma inanıp biraz orada kaldım.

—-

Termodinamiğin ikinci yasası Entropi’nin söylemlerinden biri, evrenin toplam enerjisinin sabit olduğudur.Yani enerji form değiştirip kullanılır. Ama toplamı hep sabittir. Bu rahatlatıcı bir sonuç mudur? Ne kadar sarfedersek sarfedelim, bir kaybımız yok mudur? Hayır öyle değildir. Çünkü enerji kullanıldıkça, artık adı “kullanılmış enerji” durumuna gelmiş olur. Biz her ne kadar başka bir formda ondan yararlanmış olsak da, dönüşüm esnasında bir kısım enerji kullanılamaz hale gelmiştir. Yani toplam enerji sabittir ama bu enerjinin içinde her geçen gün artan bir kullanılamaz enerji kümesi büyümektedir. Buradan tersimez bir denklem görüyorum : ZAMANIN OKU TEK YÖNDE İLERLİYOR (2).

Asla geriye döndüğümüzde tamamen aynı enerjiyi bulamayız. Onu dönüştürürken bir kısmını feda etmişizdir. Kamerayla kaydettiğimiz bir görüntüyü tersinden izlediğimizde zamanı geri aldığımızı düşünürüz. Ama bu geri alma işlemini yaparken de bir sarfiyat yaparız. Bilgisayarımızdaki sadece bir bitlik bilgiyi silmek için bile (kt.ln2 joule) enerji israfında bulunuyoruz. Bu tersinmez işleyişe, ve enerjinin kullanılmazlığının artışına yani evrenin maksimum düzensizlik eğilimine ENTROPİ diyoruz (3). Entropi Yasası bize tüm fiziksel gerçekliğin yalnızca bir yönde gelişeceğini ve matematikte her +t (pozitif zaman birimi) için bir -t (negatif zaman birimi, imajiner zaman birimi de denilebilir) bulunması gerekirken, çevremizdeki dünyanın geçici fiziksel varlığında bu tür bir tersine çevrilme olmadığını söyler.

“Felakete ya da sona gidiyoruz ilanı” değil yapmaya çalıştığım. Adım atarken çamurların ortasına basmaktan vazgeçmeniz için bir hatırlatma bu sadece. Eve gidince paça temizlemek için zaman harcamak yerine kuru yerlere basarak ilerlemekten, dağınık masada küçük bir silgiyi ararken vakit kaybetmek yerine önceden düzenlemekten bahsediyorum. Dağınık bir oda gibi olan aklı toparlamanın zorluğundan, aklın raflarını tasnif edilmiş halde tutmak gerektiğinden bahsediyorum.

“Ancak son ağaç kesildikten, ancak son ırmak zehirlendikten, ancak son balık tutulduktan sonra, parayı yemenin mümkün olmadığını anlayacaksın (4).” sözünü yazdıklarımdan sonra daha anlamlı bulmanızı umuyorum.

Fransızların “Dokunulan taş oynanmış taştır”(5) dedikleri de bu olsa gerek. Üzerinde işlem yapılmış maddenin geri kazanımı sandığımız kadar verimli olmayabilir. Entropi gerçeğini birçok sistemde gözardı etmeden çözümler üretmede kullanmanın kıymetinden bahsetmek gerekiyor.

Bacon, “Artık bilimlerin doğru ve meşru hedefi,insan yaşamının yeni buluşlar ve güçlerle geliştirilmesinden başka birşey olamaz (6)” derken üretmeye odaklanmayı öğütlüyordu, verimliliğe değil. Günümüz ekonomistlerinin en büyük yanılgısı sınırsız maddi ilerleme teorisine inanmak oldu. İnsanı kafeste boşuna koşan ve enerji harcayan bir sincaba çevirmekten başka birşey değildir bu.

Locke, “Doğadaki herşey, toplum içinde mübadele edebilecek ve tüketilecek bir değere dönüşecek bir insan emeği katılana değin atık sayılacak” diyordu. İnsan emeği sihirli bir çubuk değildir ki tüm atığı verim haline getirsin. Teknolojinin enerji tüketen değil enerji üreten olması için, elde kalan net enerjinin gerçekten verime katalizör olması için doğayı, insanı, emeği harcama çılgınlığından kurtulmak gerek. “Tüm nükleer enerjilerin, terayağını kesmek için bir dizi testere kullanmaya benzediği”ne inanan Amory Lovins (7)’in yaptığı da yanlış üretim yöntemlerini eleştirme haklılığıdır.

“Termodinamik yasaları, politik sistemlerin yükseliş ve çöküşünü ulusların özgürlük veya köleliğini, ticaret ve endüstri hareketlerini, insan ırkının genel fiziksel refahını son demde kontrol eder.”(8) diyen bilimadamını da hayalcilikle suçlamamak gerekir. Elde edilecek olanı en doğru yoldan en az enerji sarfiyatıyla edinme ve yarar gözetirken genel bir bakışa ihtiyaç duyulduğundan bahsetmekte haklıdır. Ve bunun için en uygun yöntem entropi gerçeğini dikkate almaktır.

——

Bütün bunları dikkate aldığımzda kullanılabilir enerjiyi hızla tükettiğimizi, yanlış politkalarımızla zamanı harcayışımızı anlamak için çaba sarfetmemize gerek kalmaz. Açıkça ortadadır ki, kısa yollu çözümler ve etraflıca planlanmayan yöntemler bizi reklamı yapılan refah hayata değil atık çöplüğüne götürür.

Evren zaten maksimum bir düzensiliğe gitmeye meyillildir. Gaz molekülleri dağılmaya, demir paslanmaya, ceset çürümeye,yaprak sararmaya gitmektedir. Her yerde değişmeye ve harekete doğru bir eğilim vardır ve bu engellenebilir değildir. Değişmez bir dünya düzeni arayışının anlamsızlığı da burada daha net anlaşılır olmuştur diye umuyorum.

Max Born Huzursuz Evren(9) isimli eserinde şöyle diyor: ”Sağlam bir zemin arayıp bulamadık. Daha derine nüfuz ettikçe evren daha kıpır kıpır hale geldi; her şey vahşi bir dans içinde çarpışıp titreşiyor.”

Evrenin maksimum düzensizlik arayışı devam etmektedir ve devinim ve genişleme artarak sürmektedir. Bunun farkındalığıyla hareket etmek kesinlikle her açıdan faydamıza olacaktır.

Emeğinizin ve alacağınız kararlardaki ön tetkiğin kıymetini bilin ve enerjinizi hem kendi adınıza hem de gelecekler adına plansız harcamayın. Son olarak şunu hiç çekinmeden söyleyebilirm ki, hayatın imajiner ekseni yoktur!


(1) J.B Bury The Idea of Process
(2) Resimde çizmeye çalıştığım da zaman okunun tek yönde düzensizliğe gidişini anlatmaktır. Ama bu kürenin deforme olarak parçalanması düzesizlik gibi görünse de parçaların evrene eşit uzaklıkta dağılmış olmaları durumu da bu düzensizlikten düzen oluşturacaktır.
(3) Termodinamiğin ikinci yasası: Kapalı sistemlerde, maddi entropi nihai olarak bir maksimuma varmak zorundadır. The Steady State and Ecological Salvation (Nicholas Georgescu-Roegen)
(4) Amerikan Cree Kızılderilileri
(5) Piece touchee, piece jouee
(6) Novum Organum Aphor
(7) A Ligt On the Soft Energy Path
(8) Frederic Soddy- Kimyager
(9) The Restless Universe


4 Yorum Var “Entropi”

  1. Mert Ataol

    İşte yaptığınız ve sürekli bir yerlerini boyayıp, tamir etmek zorunda kaldığınız evlerinizin,sürekli sorun çıkarıyor olması da bu yüzden.

    İnsan “Hiçten hiç çıkarmaya” oldukça meraklı sürdürüyor yaşamını. Sonsuz devinimin mumkun olacağını ve bunu yaşamı boyunca muhafaza edebileceğini sanır, ve hayalini sürdürmekten kaçınmaz.(Bunun Makinasını yapmak için bile ne çok uğraştı varolduğu zaman boyunca) Oysa sürtünme olsun yada olmasın bir topa vurduğunuz anda durmaya koşullu bir hareketle ivmelenir ve nihayetinde ne kadar hızlı vurduğunuzdan bağımsız olarak bir biçimde durur.

    Arthur Eddington entropi hakkında şöyle der: “Termodinamiğin entropinin arttığını söylediği ikinci yasası öyle sanıyorum ki,Doğa yasalarının en tepesinde bulunuyor.Biri çıkar da Evren ile ilgili en gözde kuramınızın Maxwell denklemlerine uymadığını söylerse o zaman Maxwell denklemlerine yazık. Gözlemle çeliştiği ortaya çıkarsa hiç sorun değil,Deney yapanlar kimi zaman işte böyle beceriksizce şeyler yaparlar. Ancak Termodinamiğin ikinci yasasına ters düştüğü ortaya çıkarsa, size hiç bir umut veremem, O kuram için tamamen başarısızlığa uğrayıp çökmekten başka bir yol yoktur”
    Aynı hızla ve her birimiz için de kirletmeye olanı…
    Ve tabii ki de devam eğilip bükülmeye…

    #567
  2. Algımız duyularımızı koşullandırıyor… Bir süre sonra duymuyoruz… Duymadığımız şeye tepki de veremiyoruz…

    Colomb’un gemileri kıyıya yanaşıncaya dek yerliler, gözlerinin önündeki koca gemileri görememişler…

    Gerçek midir bu hikâye bilmem ama gerçeklik hissi veriyor…

    Aynı şekilde Mayalar ağır yükleri sürükleyerek çekiyorlarmış fakat çocukların tekerlekli arabaları varmış…

    Entropi bir anlamda taocular tarafından algılanmış… Onlar nesnede iki yan gözlemlemişler bir ilerleyen bir yinelenen…

    “Anlamak için bakmak gerek!” pragmatik bir slogan…

    “Görmek için anlamak gerek!” daha bir Nurullah Ataç ve daha güzel…

    #568
  3. Tabi bu arada algımızı koşullandıran ne?

    #569
  4. * Enerjinin elde edilemez hale dönüşümü (ısı ölümü) ve maddenin kullanılamaz hale gelişi (madde kaosu) doğrusal bir “ok”u anlatmaktan çok; karmaşık, dolanmabaçlı, kıvrılan, sarmal haline gelen, içiçe bükülen, düğümlenen bir yolun tek yönden ilerliyor olması ve tabelaların (“ok”un değil) entropi uyarısını gösteriyor olması demek. Bu kendimizi tecrit edemeyeceğimiz çünkü zaten işlemin doğrudan içinde olduğumuz bir sistem.

    * Algı bahsi geçer geçmez Mary Ponty’i bir kez daha okumak geçti içimden:

    “Duyularımızın yol açtığı yanılgılardan kurtulup şeylerin gerçek doğasına erişmek için ancak bilimcilerin yöntem bilgisi, ölçüm ve deneyleriyle olabilecek bir şey mi? Duyularımızın, onlara safdilce başvurduğumuzda bize söylediklerini unuta unuta, insani düzenimizde görülen fizyolojinin bir gün, tıpkı miyop ya da hipermetrop olan kişinin yanılsamalaırnı açıklığa kavuşturduğu gibi açıklayacağı kendine özgü bir olgu olmak dışında dünyanın gerçek tablosunda yeri olmayan şeyleri unuta unuta genişlemedi mi bilgi hazinemiz bugün?

    Gerçek dünya bu ışıklar ve renkler değil, gözlerimn sunduğu ete tene bürülü görüntü değil; gerçek dünya bilimin bize bu duyu yanılsamalarının ardında olduğunu söylediği dalgalar ve parçacıklar.”

    Maurice M. Ponty
    Algılanan Dünya (Sf:12)

    #571

Yorumlar

Arsiv

...  Add to Technorati Favorites  Google a Ekle