Marx ve Engels’in görüşlerinin şekillenişini Marksist yöntemle ele alarak kapsamlı bir biçimde incelemeye tabi tuttuğu Marksizmin Doğuşu adlı kitabı Kalkedon Yayınevi’nden çıktı.
Marksizm hem pratikten… »
Kültür-Sanat
Don Hikâyeleri/Şolohov’un Diyalektiği
1.
Şolohov, Don Hikâyeleri’nde Ekim Devrimi’ni müteakiben Don Kazakları’nın Sosyalist Cumhuriyet’in askerleri ve memurlarıyla çatışmalarını dramatik bir üslupla anlatır. Babalar oğullar karşı cephelerdedir. Oğul babayı, baba oğulu lânetler, öldürür. Bazen baba devrimci bazen ‘karşı-devrimcidir’.
Şolohov’un berrak anlatma yeteneği öyle şaşırtıcı ki. Batı’lı modern yazarın entrikalarından daha çarpıcı kılıyor yarattığı gerçeklik hissi. Gerçeklik hissi orada olma, orayı bilme,… »
Manga Kapital
Variety Art Works tarafından mangalaştırılan Karl Marx’ın Kapital’inin birinci cildi Japonca’dan Türkçe’ye H. Can Erkin tarafından çevrilmiş. Yordam Yayınları’da yayınlamış.
Çizgi Roman’ı geçen hafta okudum. Okuduğum ikinci manga çizgi roman. Bu suların yabancısıyım.
Manga Kapital, Kapital-1′in yerine geçemeyecek bir kitap elbet.
Ne ki enfes olmuş. Kıssadan hisse sanayi toplumunda insan emeğinin nasıl mala (metaya/emtiaya) dönüştüğünü dantelsiz anlatıyor.
Bu çizgi… »
Rondo Senfoni
Bir duman çıktı önce,
Yokken daha toprak ortada
Ve saçıldı evrenin sırları ortaya.
Sırlar belirledi sınırları,
Ne denizler vardı ne dönence.
Sonra iki yağmur tanesi düştü toprağa.
Töz belirledi kaderlerini.
İki yağmur tanesi önce dere oldu.
Sonra ırmak,
Irmak göle dönüştü, göl de denize.
Binlerce şey yazıldı haklarında;
Oysa kimse bir şey bilmiyordu!
Anlamaya çalıştık sırları göğe bakarak.
Kimi zaman dalarak içimize…
Bildiğimiz tek şey hiçbir şey bilmediğimizdi!
Işığını takip… »
Tarık Akan’ a Cevap
Geçenlerde ünlü Amerikan aktristi Aktör Kevin Costner’ın “Kürt Açılımı” ile ilgili değerlendirmesi, Türkiye’deki bazı sanatçılar tarafından tepkili veya ciddiyetsiz yaklaşımlarla karşılandı. Costner’ın Kürt Açılımı’nı destekleyen konuşması, özellikle Tarık Akan ve Müjdat Gezen gibi üniter devlet anlayışını sonuna kadar destekleyen kimi sanatçı tarafından gayri-ciddi bir şekilde ele alındı. Akan ve Gezen konuşmalarında (siyasi cephede ise Baykal… »
300 ’solcu’ spartalı
Slovaj Zizek “300 Spartalı” filmine solcu film dediğinde, Bülent Somay gibi hepimizi şaşırtmaktadır sanıyorum. Alem adam vesselam. Nasıl bir görme biçimi varsa artık, ilk elden vereceğimiz tepkilerin tersine gitmeyi ve bunu yaparken de dikkatimizi başka yönlere çekmeyi başarabiliyor. Uzun zaman önce “300 Spartalı”yı bir sinema filmi olarak pek bir keyifle izlemiştim açıkcası. Basit… »
Gülen ve ağlayan maskeler
Gülen ve ağlayan maskeler tiyatronun en bilinen simgeleri. Tiyatrocu olduklarını vurgulamak isteyenler kolye, yüzük, küpe hatta dövme olarak bu simgeleri taşıyor veya odalarının duvarlarına, arabalarının aynalarına asabiliyorlar. Gülmek ve ağlamak gibi çözümlenmesi son derece zor iki olgu bir simgede buluşup, kendilerini taşıyan kişileri şıp diye bir mesleğin, bir loncanın üyesi kılabiliyor.
Simgeler uzun uzun ayrıştırmayı, saymayı,… »
Gulliver’in Gezileri’nde Ölçü, Değer, Töre, Yasa ve Yönetim Biçimleri, I: Lilliput’a Seyahat
Giriş.
Klasikler üç kere okunur, derler. İlk kez çocuk iken, sonra yetişkin iken ve bir de olgunlukta. İşte ben de “Edebiyat ve Hukuk” çalışmalarımın bir bölümünü, “ikinci okuma sürecimde” beni yeniden etkileyen eserleri çözümlemeye adayacağım. İlk olarak Gulliver’in Gezileri ile başlamak istiyorum. Jonathan Swift’in 1726 yılında tamamladığı Gulliver’in Gezileri, klasikler arasında en sevilen eserlerden biri. Hem… »
Balkan Köylülerinin Boş Zamanları, Büyük Vampir Efsaneleri veya Yemek Masası Altındaki Bir Kanişin Bir Yaz Akşamı Sohbetinden Duydukları
Kanişcağızın sahibesinin torunu kuduz aşısı olmuştur. Kuduz aşısının son gününün gecesi, kanişin sahibesinin oğlu ile sahibenin eski sevgilisi olduğunu öğrendiğimiz yaşlı bir adam, vampir efsaneleri ve kuduz hastalığından konuşurlar. Sabaha kadar sürecek bu çakırkeyif sohbet, bitmek bilmez ve kanişcağızın keyfini kaçırır…. »
Bir Kuzey Afrika Masalı
Kızıl bir şehir burası. Ya da kil renginden elbiseler giyinmiş zarif bir kadının ruhunda dolaşıyor gibisiniz caddelerinde yürürken. Sıcak alıştığımızdan daha çok. Ama hoşuma gidiyor benim. Ilık rüzgârlar var arada gelip dokunan, taştan sokaklar, tütsü kokularından bir davetle gerçekten rüyaya çeken…
Maracesh’in her yanı kızıl. Yanardöner gölgeler içinde yürüyorsunuz daracık sokaklarından. İki kişi yan yana zor… »
Reflektogram*
Kız yağlıboya bir tablo gibi orada, adamın uzaktaki krallığında belirivermiş olsa. İlk göründüğü kadarıyla bilse geriye kalan herkes onu.
Aslında tablo kızın içinde eskiz halinden kalan karmakarışık kurşun kalem izleri olsa. Sonradan terebentinle silinmiş, yanlış boyanmış yerleri olsa. Taslak halinden kalan şablonun bölük pörçük izleri olsa boyaların altında, meşeden yapılmış bir tablaya güç bela sırtını dayamış… »
