Marx ve Engels’in görüşlerinin şekillenişini Marksist yöntemle ele alarak kapsamlı bir biçimde incelemeye tabi tuttuğu Marksizmin Doğuşu adlı kitabı Kalkedon Yayınevi’nden çıktı.
Marksizm hem pratikten… »
Artık yeter
Demokrasi, ’saldım çayıra’ demek değildir!
Siyasi gündem programlarında, pek çoğunuz görmüşsünüzdür. Şu anki yeni eğilim, Liberal – Muhafazakar ideolojilere sahip köşe yazarları ve akademisyenler ile, Kemalist solcu ve Milliyetçi köşe yazarı ve akademisyenleri sık sık karşı karşıya getirmek.
Sebep?
Sebep şu. Türkiye demokratikleşiyormuş ama, Atatürkçülük bu demokratikleşme yolunda bir engelmiş. Yurtdışı Türkiye’ye çok da etki etmiyormuş biz kendi kendimize paranoya yapıyormuşuz. Ayrıca… »
Don Hikâyeleri/Şolohov’un Diyalektiği
1.
Şolohov, Don Hikâyeleri’nde Ekim Devrimi’ni müteakiben Don Kazakları’nın Sosyalist Cumhuriyet’in askerleri ve memurlarıyla çatışmalarını dramatik bir üslupla anlatır. Babalar oğullar karşı cephelerdedir. Oğul babayı, baba oğulu lânetler, öldürür. Bazen baba devrimci bazen ‘karşı-devrimcidir’.
Şolohov’un berrak anlatma yeteneği öyle şaşırtıcı ki. Batı’lı modern yazarın entrikalarından daha çarpıcı kılıyor yarattığı gerçeklik hissi. Gerçeklik hissi orada olma, orayı bilme,… »
“Demokratik” Açılım Manzaraları
Aynı ‘manzaraya’ bakıyoruz nice.. nice yıllardır! Keyif alan var mıdır? Fazla “umutlu” bir tonu mu vardı sorumun? Değiştireyim hemen o zaman: “Keyif almayan var mıdır?” Sen? Ben? Ve en yakın arkadaşım? Başkası var mıdır? Yeniden “umut” üretiyor aklım… sorguluyorken başkalarının da olma ihtimalini.. akıl almıyor olsa da gözün gördüğünü.. Ama ben “aynılığında” takılıyım en fazla… »
Bir Düş
Kâbuslarımız vardı… İnsanlığımızı soyunduğumuz ve çıplaklığımızda hayvanlaştığımız.
Hiç düş göremedik.
Kâbuslarımızda ezdik, ezildik, öldük, öldürdük, intikam aldık, ihanet ettik sonra özür diledik ve sonra yeniden özür dilediğimiz için özür diledik ve bir sarmal gibi dolandığımız tekerlemelerin arasında büzüşen ruhi organlarımızın özrü peyda oldu.
Hiç düş göremedik.
Tereddütlü adımlarımızı atarken sıçratmaya korktuğumuz kanlar aklımıza gelirdi, ezilen ruhların çığlıklarını duymazdık ama.
Samimiyet… »
Anlayış
Kendimizi anlamak, başkalarını anlamak mümkün mü? Bütünüyle değilse de kısmen mümkün. İşte o kısmen anlayış hayat kurtarmaya, demokrasiye, dostluğa, yöneticiliğe, sanatçılığa, komşuluğa, yoldaşlığa, öğrenmeye, öğretmeye yeter de artar. Birarada rengâhenk yaşayabilmemizin koşulu birbirimizi kısmen anlayabilmek demek ki. Kısmen de olsa biz Türkiyeliler birbirimizi anlayamıyoruz demek ki. Türkiye’nin veya diğerinin ahvâline bakınca bu görünüyor.
Neden?
Çünkü zor! Çok… »
Sokağa Hapsedilmeyi Reddediyorum!
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, “Erkek, boşanma sonrası ev işlerinde çekeceği sıkıntı için, kadın boşanmada haksızsa, tazminat alabilecek.” kararını vermiş.
Bir erkek olarak bu kararın beni sıkıntıya soktuğunu belirtmeliyim. Zira bu karara benim/erkeğin yemek, bulaşık, çamaşır, temizlik işlerinden anlamadığımı öngörerek ulaşılmış.
Dahası bu kararla bir erkek olarak yetenklerimin sınırlı olduğu, aklımın ve de elimin ev işlerine yatkın olmadığı… »
Korsan Partisiiiii!
Myspace ile Lastfm paylaşım siteleri kapatılmış. Neden?
Zorbaz’a gerekçe sorulmaz. Zorbaz isterse yaprak kıpırdamaz. Zorbaz bu ülkenin sahibi, abisi, babası, amcası, dayısı. Zorbaz hukuk tanımaz. Zorbaz takkeyi başa değil başı takkeye uydurmaya çalışır…
Bir de zorbazın yalakası, kankası, kuyruğu, kesik tırnakları, deri döküntüleri falan var. Zorbazın vesayeti altında alıp satıyorlar. Ne mesela? Müzik, roman, film, hikâye falan… »
Duruşma, Yatışma, Kalkışma: Bir Kâbusun Kısa Hikâyesi
Geçen uykuda bir kâbus gördüm. Bizim sevgili “hakçalık ortamı”mızdan çok farklı bir ülkedeydim. İnanılır gibi bir yer değildi burası. Adına hukuk devleti diyorlardı. Ve ben o yerde, aksi gibi, avukattım! Bir mahkeme binasındaydım. Sonra bir başkasında, sonra bir diğerinde. Ülkenin mahkeme binalarında avukat olarak öylece dolaşırken (aslında daha çok hakim ve savcı adı verilenlerin ayaklarının… »
Gürültünün Tecavüzü-II
Bir önceki yazıda komşumuz polikliniğin jenaratörüynen, iklimlendirme sistemiynen yarattığı gürültü kirliliğine karşı bir mücadele başlatacağımı belirtmiş idim (bkz. Gürültünün Tecavüzü). Evet dediğime başladım, gürültünün giderilmesi adına öncelikle Göztepe -yeni öğrendim SSK değil- Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Merdivenköy Polikliniği’ni ziyaret ettim.
Başhekim Yardımcısı Nerede:
Başhekim yardımcılarına ulaşmaya çalıştım. Danışmadan bana birinci kata çıkın dediler. Odacılar odalar… »
Ey Devlet!
218. Haftasında, ‘Cumartesi Anneleri’yleydim. Hani çocukları faili meçhullere kurban gitmiş ve şimdi bir kısmını asit kuyularında aradığımız ‘bu ülkenin evlatlarının’ anneleriyle. İçim burkuldu yine. Cinayetleri işleyenleri cezalandırmak bir kenara, onurlandırırcasına kendi mekanizması içerisinde çalıştırmaya devam eden ‘devletimi’ düşündüm. Acım daha da arttı. “Bu, şu haliyle de benim devletim miydi?” diye kendime sormadan edemedim.
Oysa böyle… »
