Marx ve Engels’in görüşlerinin şekillenişini Marksist yöntemle ele alarak kapsamlı bir biçimde incelemeye tabi tuttuğu Marksizmin Doğuşu adlı kitabı Kalkedon Yayınevi’nden çıktı.
Marksizm hem pratikten… »
Genel
Don Hikâyeleri/Şolohov’un Diyalektiği
1.
Şolohov, Don Hikâyeleri’nde Ekim Devrimi’ni müteakiben Don Kazakları’nın Sosyalist Cumhuriyet’in askerleri ve memurlarıyla çatışmalarını dramatik bir üslupla anlatır. Babalar oğullar karşı cephelerdedir. Oğul babayı, baba oğulu lânetler, öldürür. Bazen baba devrimci bazen ‘karşı-devrimcidir’.
Şolohov’un berrak anlatma yeteneği öyle şaşırtıcı ki. Batı’lı modern yazarın entrikalarından daha çarpıcı kılıyor yarattığı gerçeklik hissi. Gerçeklik hissi orada olma, orayı bilme,… »
Anlayış
Kendimizi anlamak, başkalarını anlamak mümkün mü? Bütünüyle değilse de kısmen mümkün. İşte o kısmen anlayış hayat kurtarmaya, demokrasiye, dostluğa, yöneticiliğe, sanatçılığa, komşuluğa, yoldaşlığa, öğrenmeye, öğretmeye yeter de artar. Birarada rengâhenk yaşayabilmemizin koşulu birbirimizi kısmen anlayabilmek demek ki. Kısmen de olsa biz Türkiyeliler birbirimizi anlayamıyoruz demek ki. Türkiye’nin veya diğerinin ahvâline bakınca bu görünüyor.
Neden?
Çünkü zor! Çok… »
GÜN
Cep telefonumun beynimde çınlayan alarm sesiyle gözlerimi açtım. 3-4 saatten fazla uyuyamadığım için, hala gözlerim yanıyordu ve daha kurumamış çapaklar yüzünden gözlerimi açmakta zorlanıyordum. Bu duyguyu bilirsiniz.
3-4 saatten fazla uyuyamadım çünkü, dün gece iş yerimde mesaiye kalmak zorunda kalmıştım. Gece yarısını biraz geçe, henüz eve varabildim. Kendimi doğru yatağa atmama rağmen,… »
Nefret Suçları II (Nefret Suçları ile Mücadelede Farklı Perspektifler)
Bu yazı, başka bir yazının devamıdır. Birinci Yazıyı Okumadı İseniz Bağlantıyı kullanınız!
Gelelim işin hukuk kısmına. Birinci yazımda verdiğim iki örnek iki tür yabancı düşmanlığına veya nefret suçuna işaret ediyor: Sözlü nefret suçu ve şiddet içeren, fiilî nefret suçu. Nefret suçu kavramı birbirlerinden farklı ve çok çeşitli fiilleri içerir. İşte bu çeşitlilik ceza hukukunda hem nefret… »
Aşırı Milliyetçi Kapanım ve Nefret Suçları: I
(Yazının farklı bir şekli “Edebiyat ve Hukuk” sitesinde yayınlanmıştır.)
Giriş
Bu yazıda dünyanın her coğrafyasında rastlanan temel bir “insani-toplumsal” sorun “takımadası”na; ırkçılık, zenofobi, aşırı milliyetçilik, yabancı düşmanlığı, islam düşmanlığı, islamofobi, anti-semitizm, homofobi, kurumsal, yapısal veya özel ayrımcılık olgularına bağlı tehlikeli bir suç kategorisine değineceğim: nefret suçları.
Nefret suçlarından söz ederken hangi eylemlerin akla gelmesi gerektiğini aşağıdaki “dış… »
Gülen ve ağlayan maskeler
Gülen ve ağlayan maskeler tiyatronun en bilinen simgeleri. Tiyatrocu olduklarını vurgulamak isteyenler kolye, yüzük, küpe hatta dövme olarak bu simgeleri taşıyor veya odalarının duvarlarına, arabalarının aynalarına asabiliyorlar. Gülmek ve ağlamak gibi çözümlenmesi son derece zor iki olgu bir simgede buluşup, kendilerini taşıyan kişileri şıp diye bir mesleğin, bir loncanın üyesi kılabiliyor.
Simgeler uzun uzun ayrıştırmayı, saymayı,… »
Gürültünün Tecavüzü-II
Bir önceki yazıda komşumuz polikliniğin jenaratörüynen, iklimlendirme sistemiynen yarattığı gürültü kirliliğine karşı bir mücadele başlatacağımı belirtmiş idim (bkz. Gürültünün Tecavüzü). Evet dediğime başladım, gürültünün giderilmesi adına öncelikle Göztepe -yeni öğrendim SSK değil- Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Merdivenköy Polikliniği’ni ziyaret ettim.
Başhekim Yardımcısı Nerede:
Başhekim yardımcılarına ulaşmaya çalıştım. Danışmadan bana birinci kata çıkın dediler. Odacılar odalar… »
Entropi
Kitabımın sayfaları arasında bir cümleyi okuduktan sonra şunu mırıldandım:
-Geriye dönüş diye birşey yok. Hiç olmadı.
Kitapta, tarihin bir bozunma süreci olduğuna inanan Yunan Horace “Zaman dünyanın değerini düşürür” diyordu (1). İşte tam burada açılıverdi düşünme seferimin kapıları. Seferin başında dağınık ve düzenli üzerine yüzeysel bakışlarım oldu.Yanlış seçim ve doğru sonuç üzerine devam etti. Asıl elime kalemi… »
Nesnenin (N)Asılı
Alışılmış ressamlar baştan kontrollü giriyorlar işe. Tamamen önceden karar verilmiş bir anlaşmalı uzam kabuluyle paletlerini ellerine alıyorlar.
Karşılarındaki çokça nesneden birisine bakıyorlar önce, resmediyorlar. Sonra diğerine, sonra ötekine ayrı ayrı odaklanıyorlar. Ama sonuçta oluşan durumda resim, tek bakışın ürünü gibi yansıtılıyor. Bu önceden karar verilmiş, deforme edilmiş bir uzam anlayışıdır.
Halbuki göz hangi nesneye… »
Yazan ya da Çizen
Paul Valery için şiir ses ve anlam arasındaki tereddüttü.
Söylenmiş (yazılmış) ve görülmüş arasında da tereddütlerin varlığından bahsedebilir miyiz?
Ben bahis edilesi gördüğümü şöyle örnekleyeyim;
* Size burada gülen bir çocuk olduğunu yazsam, bunun ardından düşündüğünüze birinci ilk yargı desem…
* Sonra neşeli bir çocuk resmi göstersem, bundan sonra düşündüğünüze ikinci ilk yargı desem…
* Sonra da üzgün bir çocuktan… »
