Marx ve Engels’in görüşlerinin şekillenişini Marksist yöntemle ele alarak kapsamlı bir biçimde incelemeye tabi tuttuğu Marksizmin Doğuşu adlı kitabı Kalkedon Yayınevi’nden çıktı.
Marksizm hem pratikten… »
Güncel
Demokrasi, ’saldım çayıra’ demek değildir!
Siyasi gündem programlarında, pek çoğunuz görmüşsünüzdür. Şu anki yeni eğilim, Liberal – Muhafazakar ideolojilere sahip köşe yazarları ve akademisyenler ile, Kemalist solcu ve Milliyetçi köşe yazarı ve akademisyenleri sık sık karşı karşıya getirmek.
Sebep?
Sebep şu. Türkiye demokratikleşiyormuş ama, Atatürkçülük bu demokratikleşme yolunda bir engelmiş. Yurtdışı Türkiye’ye çok da etki etmiyormuş biz kendi kendimize paranoya yapıyormuşuz. Ayrıca… »
Pazar Gününden Aklımda Kalanlar
Herkes gibi ben de Pazar günü, kahvaltı sonrası gazeteleri alıp şöyle bir taradım. Türkiye’nin günler, hatta aylardır meşgul olduğu malum gündem meseleleri vitrin sayfalarını süslüyordu gazetelerin gene. Darbe iddiaları, Adli Tıp Kurumu, TSK, açılım, AB ile protokoller.
‘’Fakat Türkiye’nin gerçek gündemi bunlar mıydı?’’
Tatlı Hayat
Bir gazetenin 31 Ocak (yani bugün) sayısında, ‘Tatlı Hayat’ adlı köşesinde ‘Verda’nın çılgın… »
BENLİK/ÖZBENLİK
Doğduğumuzdan beri şekillere bürünüp gidiyor, kendi bedensel varlığımıza hükmedemiyoruz. Sadece bununla da bitmiyor herşey; bedensel varlığımızın büründüğü şekil, deneyimleri ve kıvamı taşıdığımız benliği kurguluyor. Bir benlik inşa ediliyor ama kalıcılığın teminatını taşımıyor; bir zaman sonra uçup gidiyor.
İnsan çocukken büründüğü şekil ve aklın, büyüyünce büründüğü akıl ve şekil tarafından garipsenen yapısıyla, benlik köksüzlüğünü açığa vurmaktadır. Bebekliğine… »
Umut Kaçağı
1
Anlamsızlığın buhran tepelerinden yakıcı çöllerine, vehmin dipsiz kuyularından mağaralarına uzanan, kasvetin iktidarı altındaki gölgeler imparatorluğunda bir umut kaçağı olarak yaşıyorum.
Fakat ben yolculuğumda, aynamı kırdım. Hiç umut olmadığını fısıldadı çöl rüzgarları kulağıma, ağladım. Lakin karlı bir zirvede o yansımayı gördüm. Güneş buralarda sönmüştü. Ama o zirvede bir parıltı vardı. Oraya doğru yola koyuldum. Zirveye varmak zor… »
Don Hikâyeleri/Şolohov’un Diyalektiği
1.
Şolohov, Don Hikâyeleri’nde Ekim Devrimi’ni müteakiben Don Kazakları’nın Sosyalist Cumhuriyet’in askerleri ve memurlarıyla çatışmalarını dramatik bir üslupla anlatır. Babalar oğullar karşı cephelerdedir. Oğul babayı, baba oğulu lânetler, öldürür. Bazen baba devrimci bazen ‘karşı-devrimcidir’.
Şolohov’un berrak anlatma yeteneği öyle şaşırtıcı ki. Batı’lı modern yazarın entrikalarından daha çarpıcı kılıyor yarattığı gerçeklik hissi. Gerçeklik hissi orada olma, orayı bilme,… »
Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım
Haldun Taner’in bir tiyatro oyunudur. Ama bu yazıda bu tiyatro oyunundan bahsetmeyeceğim. Gerçek dünyada yaşanan bir oyundan, vicdanlarını, kendi rahat dünyaları için köreltmiş insanların oynadıkları oyundan bahsedeceğim. Hep bahsedilir aydın olmak nedir? Bir aydın nasıl olmalı? Nasıl davranmalı. Felsefenin başlangıcından bu yana tartışılan bu konu, bireyin devletle olan ilişkisi, bireyin toplumla olan ilişkisi, düşünürler ve… »
Milliyetçiliğin evrimi-9
Yeni Dönem
Türkiye, 1950′li yılların sonlarına doğru popülist yönlendirmelerle, biraz da bize özgü bir biçimde gelişen başıboş liberalizm yarattığı sıkıntılarla boğuşurken, iktidardaki Demokrat Parti’ye karşı yürütülen muhalefetin temel politikası, ekonomide Keynesci düzenlemelerle geçmek ve planlı kalkınma yöntemlerini benimsemekti. “Planlı Kalkınma” o dönemde dünya kapitalist sisteminin az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler bağlamında temel bir paradigması olup,… »
Mavi
Mutfakta kendime çay demleyip, sigaramın dumanını boşluğa bıraktığım bir anda, duvarın üzerinde yapıştırdığım küçük kâğıttan tekrar okudum Pascal’ın değişini: “Her seçiş bir vazgeçiştir.”
Sonra, mavi gözlü hakikatim aklıma geldi. Beni aşka düşüren insanoğlunun gözlerinde parlayan ve onun çok ötesine imalar gönderen mavi.
Maviyi seçmenin de bir bedeli var mıydı? Hayır, asıl bedel, onu seçmemekle ödenir.
Yalnızca-dünyevi aşkın gözlerinde… »
Bir İman Meselesi Olarak Marksizm -1-
Marksizm, Marksı çoktan aşmış bünyesiyle tekrar şişirilmiş, krizleri bir fırsata çevirmek için taktik değiştirerek 21. Yüzyılda yeniden filizlenmenin çarelerini aramaktadır. Solu tek başına kendisine bağlama hülyalarıyla, sosyalist hareketleri boğduktan sonra, Marksistlerin sloganları yeri göğü inletiyor: “ya sosyalizm ya barbarlık”
Fakat asıl kendisinin dışında, sosyalist her hareketi boğmak isteyen tutumuyla, Marksizm sosyalizmin en büyük düşmanıdır. Sosyalizmin Halleri… »
“Demokratik” Açılım Manzaraları
Aynı ‘manzaraya’ bakıyoruz nice.. nice yıllardır! Keyif alan var mıdır? Fazla “umutlu” bir tonu mu vardı sorumun? Değiştireyim hemen o zaman: “Keyif almayan var mıdır?” Sen? Ben? Ve en yakın arkadaşım? Başkası var mıdır? Yeniden “umut” üretiyor aklım… sorguluyorken başkalarının da olma ihtimalini.. akıl almıyor olsa da gözün gördüğünü.. Ama ben “aynılığında” takılıyım en fazla… »
