Bugün 24 Ocak. Hüzün doluyor insan.
Memleket, bugün 2 büyük vatan evladını kaybetti. Birisini bir Pazar sabahı, Ankara kar altındayken kaybettik. 1993’te. Ötekisi Valilik konağına giderken Diyarbakır’da, 2001’de.
İkisi de bu vatana, daha sı insanlığa büyük emeği geçmiş kişiler. Mekânları cennet olsun.
Birisi araştırdı, araştırdı ve araştırdı. Yazdı, güldürdü, düşündürdü. Sonra öldürüldü.
Ötekisi yatıştırdı, yatıştırdı ve yatıştırdı. İstedi, tasarladı, gerçekleştirdi. Sonra… Sonra o da öldürüldü.
İkisi de görevlerini, yapmaları gerekenden daha da fazlasını yaparak, kendilerini aşarak ifa etmişlerdi. Ödülleri ise, birisinin vücudu paramparça, ötekisinin kafasında 17 kurşun.
Doğum günleri farklı amma, ölüm günleri aynı. Aralarında 8 yıl da olsa…
Kötü yazar, satılmış yazar, anarşist yazar… Uğur Mumcu ne? Yazar.
Kötü polis, satılmış polis, faşist polis… Gaffar Okkan ne? Polis.
Ölüm günleri aynı. Öldürenler de aynı. Resmiyeti olmasa da, okuyan biliyor. Hizbullah, PKK, Jitem… Diğer pek çok kişi gibi. ‘’Genel Resim’’ adlı yazımda bahsettiğim, farklı kutuplardan aynı işi yapma mevzuu.
Bir zamanlar ağzını açıp gerçekleri söyleyenler Anarşist olurdu, Komünist olurdu, tukaka denirdi. Keser döndü, sap döndü, gün geldi devran döndü. Şimdi ağzını açıp gerçekleri söyleyenler Faşist oldu, anti-demokrat oldu, dinsiz oldu.
Sözün özü her meslek grubunda iyi veya kötü insanlar vardır. Onların birey olarak iyi veya kötü olmaları, o meslek grubunu bağlamaz.
Uğur Mumcu’dan okuyalım:
‘’…bir yarbay, hızla yanımdan geçti. Sonra durdu. Yeniden yanıma geldi.
-Siz kimsiniz?
-Uğur Mumcu.
Şöyle bir çevresine baktı. Dişlerini sıktı. Yavaşça yanıma yaklaştı.
- Dayan kardeşim, dayan. Geçer bu günler.
İçim bir anda sevgi doldu.’’ (Sakıncalı Piyade)
Onlar bizim, kendi kurumlarımızı suçlamamızı değil, bizim kurumlarımızı kullanarak kendi pisliklerini gerçekleştirenlerle savaşmamızı, dolayısıyla kurumlarımıza sahip çıkmamızı isterlerdi. Bence… Yani bence, memleketin bu hale düşmesini, ya da düşürülmesini istemezlerdi. Çünkü memleket bu hale düşmesin diye çalıştılar.
Bu iyi kişiler devlet için çalışabilirler de, çalışmayabilirler de. Bu da devleti iyi veya kötü yapmaz. Biz devlete değil, derin devlete ve hükümete bakalım. Sonra da azıcık batı yönünde ufka bakalım. Şer odaklarının olduğu yerlere.
İşte o zaman birbirimize düşmek yerine, neden hep araştıran ve yatıştıran insanların, belirli bir yerlere ulaştıktan ve birilerinin çıkarlarını tehdit ettikten sonra defterlerinin dürüldüğünü, belki anlayabiliriz. Çünkü altın, yere düşmekle pul olmaz.
Bugün 24 Ocak.
Bir de kararlar geçti ki bugün… Evlere şenlik kararlar. Memlekete her şey geldi. Para geldi, ithal mallar geldi, benzin geldi, araba geldi, telefon geldi. Sonra bankerler bunların hepsini alıp gidiverdi.
Sonra mafyalar geldi, faizler geldi, krizler geldi. Fakat en sonunda memleketimizden bu iki vatan evladımız gibi niceleri gitti…
Hepsini bir genel çerçeve içersinde birbirine bağlayalım. Anlayacağız.
Bugün 24 Ocak. Onları unutmayalım.
