katiller komitasi

Bir Kuzey Afrika Masalı

Kızıl bir şehir burası. Ya da kil renginden elbiseler giyinmiş zarif bir kadının ruhunda dolaşıyor gibisiniz caddelerinde yürürken. Sıcak alıştığımızdan daha çok. Ama hoşuma gidiyor benim. Ilık rüzgârlar var arada gelip dokunan, taştan sokaklar, tütsü kokularından bir davetle gerçekten rüyaya çeken…

Maracesh’in her yanı kızıl. Yanardöner gölgeler içinde yürüyorsunuz daracık sokaklarından. İki kişi yan yana zor geçecek neredeyse. O kadar dar. O kadar ilginç, o kadar eski…

Almoravide İmparatorluğu’nun başkenti olmuş zamanında. Almoravide’nin sınırları Güney İspanya’ya kadar uzanmış. Endülüs Kültürü ve Kuzey Afrikalı kimlikle hep bir kültür kalesi, ticaret merkezi olmuş bir şehir. Anıtları, mimarisi, bilginleriyle, filozoflarıyla hep önemli bir yer olmuş. Sıradan yollarda yürümüyorsunuz burada. Önemli bir şahit, sizin için dondurulmuş  tarihte yolcu, bir masal kahramanı gibisiniz.

Masal kelimesi bu şehirde dilimden düşmüyor.

Yapımı ondört yılda tamamlanan Bahia Sarayı ise masalımızın kalbini oluşturuyor.Vezir Ahmet karısı için yaptırıyor 19. yy da bu sarayı. İçindeki her şeyi 1956 bağımsızlığından önce Fransızlar Louvre Müzesi’ne taşımışlar. Tavan ve halılardaki desenlerin aynı olduğu söyleniyor. Masala daha da derinlik kattığını düşünüyorum bu harika süslemelerin. Boyutsuzluk katıyor gibi geliyor bana, cazibetü’l arzı unutturan bu yukarı ve aşağı arasındaki kuralsızlık masala yakışıyor.

Sadece Maracesh değil ki, Essaouira Atlas Okyanusu kıyısına yerleşmiş tam bir ilham perisi. “Kumsal diye buna denir” diyorum. Orson Welles’in düğüm şehri. Düğümleri atan ve çözen bir şehir. Bir okyanus var, bir kumsal. İkisi de birbirinden güzel tablolar çizmekte yarışıyorlar. Bizse hayranlıkla seyrediyoruz.

Roma kenti Volubilis, Meknes yolu üzerinde yemyeşil Molla İdris…
Tarife dilim yetmiyor, görmelisiniz.

Etnik şehir Fas masalın gelişme bölümün yaşanacağı yer olmalı. Bou Anania, Karaouine Camii, Kissara Çarşısı, Neyyarine Çeşmeleri, El Atarine Medresesi…
Hepsi öyle geçmiş kokuyor ki, olduğunuz yerden başka bir yere uçan bir halıya bindirip götürüyorlar. Hiç itiraz etmiyorsunuz. Haz alıyorsunuz seyirden. Souk denilen çarşılarda rengarenk rüyalar gördüğünüzü sanabilirsiniz. Allar, pullar, sanki atlasta kumaşlar, onlara dokunan esmer altın bilezikli, kınalı bilekler…
Gürültü, hareket, baharat kokusu, büyü,iki muhtşem dil :Fransızca, Arapça. Hepsi var burada.

Safranlı tavuklar, kimyonsu kokularla çorbalar, tanjine denilen et yemekleri, çeşit çeşit enfes ekmekler, yemyeşil ağaçların arasında meşhur Casablanca’nın diğer yerleşkelere inat geniş caddeleri, Ouarzazete, her yerde dikdörtgen prizmadan minareler, Nejarine Meydanı. Dünyanın en ünlü camiilerinden Kral ikinci Hasan Camii ise yine tarifi zor yerlerden. Atlas Okyanusu’nun tam üzerinde mükemmel bir yapı. Hepsi öyle birbirinden farklı güzellikte ama öyle aynı tütsü kokusuna sinmiş ki bu ülkenin her köşesine.

Yılan oynatıcılarıyla, cambazlarıyla, dinmeyen kalabalığıyla, Afrika’nın hareket noktası Cima Elfna Meydanı ise bol enerjili bir günde uğranması gereken bir yer. “Masalın gerilim anları burada yaşanıyor olmalı” diyorum içimden. Halbuki herkes neşeli ve gürültüye alışmış haldeler açık ızgaralarda pişen et kokularının arasında. Ben burada ya da kendimde kaybolmaktan korkuyorum. “Kesinlikle masalın gerilimi burda yaşanıyor olmalı” diye tekrarlıyorum dönerken.

Büyük İskender, Gladyatör, Benhur, Arabistanlı Lawrence, Casablanca filmlerine sahne olan bu topraklarda daha öyle çok birbirinden farklı hikâyeye sahiplik edecek güç var ki. Beyaz şehri, kızıl şehri, yeşil şehri, rengârenk şehri hepsi birbirinden güzel olan Morocco Rüyası hiç bitsin istemedim.

Fas’ın kimsenin anlatmadığı bir masalı olduğuna inandım. Her bir taşın dahi bir görevi vardı masalda. Belki de daha sonlanmadığından kimse anlatmıyordu. Ya da ziyaret edecek son kişi son kelimesi olacaktı bu masalın. Bu hoşuma gitti. Sımsıcak ve rengarenk bir masalın içinde benim de bir yerim vardı ve sağlığımı bulmak için geldiğim şehirde gözlerim almadığı tatları alıp kalbim huzuru duymuştu. Bunları masal tadında duymuştu.

Döndüm.

Ben bu masal devam ederken bir kez daha sahnede olmak istiyorum.

Umarım  dar sokaklarından yine geçerim de tütsülü masalın sırlarına dair ipuçları ararım.

Al Mamlakat Al-Maghribiya, El-Mağribu’l-Aksa, Uzak Batı, Fas, Morocco, Masal Ülkesi, Uçan Halı!

Seni çok sevdim ben. Güneş yanığı yüzüyle, bembeyaz dişleriyle, düzgün Arapçası ve Fransızcasıyla bana güle güle diyen bir küçük çocuk gibiydin.

Bana yıllar sonra “Hoşgeldin” de diyecek misin?

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yorumlar

Arsiv

...  Add to Technorati Favorites  Google a Ekle