Izmirli Oykuler

Barış süreci: İki galip, iki mağlup

Galip copy

Son yaşanan olaylar artık tablonun bütününün ortaya çıkmasına ve gri olan alanların aydınlanmasına yardımcı olmuştur. Kandilden ve Mahmur kampından gelen 34 kişi (bunlardan beş kişi PKK’li, diğerleri ise mülteci) artık evlerine dönmüşlerdir. Bu süreç siyasi açılım tartışmalarında yeni ve somut bir evredir.

Devletin zirvesinde (MGK, MİT, TSK, Cumhurbaşkanlığı ve Hükümet) barış sürecine ilişkin bir mutabakatın olduğu artık çok açıktır. Bu mutabakat sayesinde Öcalan ile ortak bir zeminde anlaşma sağlandığı da yine su götürmez bir gerçektir. Bir başka gerçek ise; ABD, AB, Kürdistan Özerk Bölgesi (hatta Rusya) bu süreçte gizli diplomasinin aktörleridir. Yapılan açıklamalar ve olgular hep bu yöndedir. Dolayısıyla sık sık dile getirilen uluslar arası “siyasi iklimin elverişliliği” bu anlama gelmektedir.

Öcalan “barış elçisi” olarak adlandırdığı bir politik hamle ile artık silahlı mücadeleden sivil ve siyasi bir döneme geçtiklerini resmen ilan etmiştir. Bu gelişme, Öcalan’ın PKK üzerinde kurmuş olduğu hâkimiyet sayesinde gerçekleşmiştir. PKK üzerinde kurulmuş olan bu kontrol, yaşanan süreci barış kanallarına doğru akıtmaktadır. Devletin ve Öcalan’ın bütün aktörleri kontrol altına alma gücü, gelişmelerin sağlıklı bir zeminde gideceğinin de bir işaretidir.

Mevcut güçlerin karşılıklı “pat” durumu sayesinde, bundan sonraki olası süreç “suça bulaşmamış” militanların da, ilk gelen grup gibi evlerine dönmesi ile devam edecek gibi gözükmektedir. Diğer militanlar (Dağda ve Avrupa’da bulunanlar) için ise yasal boyutta yapılacak değişiklikler sayesinde dağdan inişleri devam ettirilecektir. Daha kapsamlı adımlar ise genel af ve anayasa değişikliği gibi gözükmektedir. Bu işleyen plan başarılı olursa bu sürecin iki galibi: DTP ve AKP olurken, iki mağlubu ise: MHP ve CHP olacak gibi gözükmektedir.

Bu süreçte MHP ve CHP’den batıdaki kitleleri itidalli bir atmosfere davet etmeleri beklenirken tam tersini yapmışlar, 30 yıldan beri şovenizm; 80 küsur yıldan beri inkâr anlayışıyla manipüle edilmiş kitlelerin yarasını kaşımak olmuştur. Bu iki parti açısından statükonun hala savunulması, kendileri açısından sonun başlangıcı olarak gözükmektedir.

Aslında kendisi de batılı (ya da batıcı) bir ideoloji olan Kemalizm (resmi ideoloji) tarihsel ömrünü tamamlamış gibi gözükmektedir. Bütün varlığını dindar Müslümanlar, Kürtler, işçiler ve sosyalistler üzerine baskı anlayışına göre kurgulayan bu ideoloji artık ne bu günkü devletin ne de sermaye sınıflarının amacına hizmet etmemektedir.

Dindar Müslümanlar ve Kürtler tarafından aşındırılan resmi ideolojinin yerini günümüzde liberalizmin (uluslar arası sermaye) doldurduğunu söylemek sanırız yanlış olmaz.

Ermenistan, Kürdistan Özerk Bölgesi ve Suriye ile yapılan protokoller liberalizmin, statüko (Ulusalcılık ya da Milliyetçilik) üzerinde kurmuş olduğu hakimiyetin göstergesi gibidir. Bu çok yönlü açılımlar aslında içeride yürütülen burjuva iç savaşının, dış siyasetteki tezahüründen başka bir şey değildir. AKP’nin yapmış olduğu bu ataklar statükocuların altında ki zeminin kaymasına neden olurken; Kürt kitlelerini de yanına çekmeyi başarmıştır.

Bu süreç tamamlandığında, yeni açılan sayfada yerini alacak muhtemel aktörler sanırız şunlar olacaktır: İşçi sınıfı ve sosyalist hareket. Çünkü liberalizme karşı sonuna kadar ancak bu güçler mücadele edecektir. Dünya krizi ve kapitalizm ekonomik alanda yaşanan gelişmelere karşı önlem alacaktır. Bu tedbirler burjuvaziyi ve işçi sınıfını karşı karşıya getirecektir. AKP işte böylesi bir konjonktürde iki cepheyle birden mücadele etmemek için, sıcak savaş yürüttüğü cepheyle anlaşma yoluna gitmiştir.

Burada kritik soru şudur: Ana dilini, kültürel ve anayasal vatandaşlık haklarını kazanan, Kürt yoksul ve emekçilerinin bu yeni sahfada ve sayfada nerede durup nasıl konumlanacağıdır?

Yazarımızın ilgili yazıları: Türk Açılımı,
Pkk ve sosyalist hareket,
Özalizm ve Kemalizm’in mutsuz evliliği: Taşeron Cumhuriyeti

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir Yorum Var “Barış süreci: İki galip, iki mağlup”

  1. [...] ideoloji, politik islam ve fakat esas olarak kürt haraketi tarafından uzun zamandan beridir aşındırılmış, uluslararası-veyahutta uluslar-üstü- sermayenin, daha doğrusu İmpratorluk’un bölgedeki [...]

    #1361

Yorumlar

Arsiv

...  Add to Technorati Favorites  Google a Ekle