Izmirli Oykuler

“Bazı TEKEL işçilerinin” direnişi.

Başbakan Erdoğan grubuna hitaben yapmış olduğu konuşmada çok çarpıcı ifadeler kullandı: “Kızılay’da bulunanlar aslında TEKEL işçisi değil, bazı uçların desteklediği ideolojik gruplar. Aslında orada olanlar bazı TEKEL işçileridir”

06 Ocak 2010 günü direnişinin devamı konusunda, Tek Gıda-İş sendikasında düzenlen referandumda, Tekel işçilerinin 1.282’sinin tamamı eyleme devam demişti. Türkiye çapında 21 ilde 43 işletmede yapılan oylamaya da ise 8.180 işçiden 8.150’si de yine eylemin devamı yönünde oy kullanmıştı. O zaman sormak gerekir: Nasıl oluyor da haklarını aramak için mücadeleye tümüyle destek veren TEKEL işçilerine “bazı TEKEL işçileri” diyor Başbakan?  Bu düpedüz TEKEL işçilerinin haklı mücadelesini görmezden gelmek ve gerçeği çarpıtmaktır. Zaten bu doğrultuda Başbakan gözdağı vermeye de çalıştı. “Şimdiye kadar demokratik davrandık, 4C için bir ay süreleri var. İşçilere bir ay zaman, bundan sonra aynı hoşgörü ile davranmayız.” Bu apaçık işçiye gözdağı vermektir.

Başbakanın konuşması sonrası da, Türk-iş genel başkanı Kumlu şöyle bir açıklama yaptı. 3 Şubat günü yerine 4 Şubatta “bir günlük üretimden gelen gücümüzü kullanacağız. Gazetecilerin ısrarla “bu genel grev mi?” sorusuna Kumlu “hayır üretimden gelen güç” diye cevap verdi. Adı ister bir günlük “üretimden gelen güç” olsun ya da genel grev olsun, bu eylemin hedefi ve programı TEKEL işçilerin tüm özlük haklarını alınması ve bütün özelleştirme, taşeronlaştırma gibi yeni liberal saldırılara da karşı olması gerekir.

Bu günden sonra TEKEL işçisi işsizdir. Bankaya ihbar ve kıdem tazminatları yatmış, 30 gün içinde 4C için başvurmaları gerekmektedir. Yani eylem fiili bir durum almıştır. TEKEL işçileri ya bu eylemle 4C’yi püskürtecekler ya da bu kölelik yasasına teslim olacaklardır.

TEKEL işçilerin direnişinden çıkarılacak dersler

-4C salt TEKEL işçilerine dayatılmayıp, kamuda çalışan onbinlerce işçiye de dayatılmaktadır.

-CHP-MHP ne özelleştirme ne de sonuçlarına karşı olmamış, bu eylemi politik çıkarları için, AKP’yi işçi sınıfından güç alarak yıpratmak için kullanıyorlar. Dolayısıyla desteklerinde samimi değiller.

-Açlık grevi gibi pasif eylemlerin yerine daha aktif eylemleri benimsemeliler. Ülke çapında tüm parti, medya kuruluşları ve sendika binalarının işgali gibi.

-Özelleştirme, taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma ve sözleşmeli işçilik gibi yeni liberal uygulamalara karşı, kamu mülkiyeti temelinde işçi denetimi savunulmalıdır.

-Ekonomik yıkım anlamına gelen“Düşük yoğunluklu” savaşa karşı, barışı ve Kürt halkının özgürlüğü savunulmalıdır.

-Eğer önümüzdeki günlerde anlaşma olmazsa, hükümet TEKEL işçilerine bir saldırı hazırlığı yapacak gibi, buna karşı işçiler ve sendikalar uyanık olmalı ve savunma komiteleri oluşturmalıdırlar.

-İşçiler haklarını alana kadar, eylemlerini Türkiye’nin her yerine yaymalıdırlar.

-Sendikanın dışında kendi direniş komitelerini oluşturmalıdırlar.

-4 Şubatta bir günlük Genel grev yetmez. Tüm haklar geri alınana kadar devam etmelidir.

Tags: , , , , , , ,

Yorumlar

Arsiv

...  Add to Technorati Favorites  Google a Ekle